EntellektuelForum Forum Ana Sayfa EntellektuelForum

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Soyadı Kanunu niçin Çıkarıldı?

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EntellektuelForum Forum Ana Sayfa -> YAKIN TARİH
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Alemdar
Site Admin


Kayıt: 14 Oca 2008
Mesajlar: 2378
Konum: Avustralya

MesajTarih: Pzr Tem 24, 2011 9:12 pm    Mesaj konusu: Soyadı Kanunu niçin Çıkarıldı? Alıntıyla Cevap Gönder

Aile adından soyadı mı olur?
1934 tarihli SOYADI KANUNUNUN ENTERESAN HİKAYESİ
Ekrem Buğra Ekinci
ekrem.ekinci@tg.com.tr
20 Temmuz 2011

Atatürk’ün soyadı kanunundan sonra çıkarılan nüfus cüzdanı.

1934 tarihli Soyadı Kanunu’nun 3. maddesi yabancı ırk ve millet isimlerinin soyadı alınmasını yasaklıyor. Burada kasdedilen belki İngiliz, Arnavut gibi ırk isimleriydi. Ama 6 ay sonra kanunun tatbikatı için çıkarılan nizamnamenin 5. maddesi “Yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır” diyerek bu tevili boşa çıkarmaktadır. Türkçeye yerleşmiş Arapça, Farsça bir kelime bile buna dayanarak kolayca reddedilebilir.

İran Şahı örnek oldu

Osmanlılar zamanında her ailenin Hacıömeroğlu, Vidinligil, Dokumacızade gibi bir lakabı vardı. Akrabamız Macarlarda olduğu gibi lakap ismin önüne gelir. Ama lakap kullanmak mecburi değildi. Baba adı, memleket, hatta kör, topal gibi kişiyi ayırt etmeye yarayan bir lakap bile kabul edilirdi. Avusturya’da 1787’de çıkarılan bir kanunla, Yahudilerin soyadlarını Almancaya çevirmeleri emrolundu. Memurlara rüşvet verebilenler iyi soyadı alabildi. Olmayanlara iğrenç ve gülünç soyadları takıldı. 1925‘te İran Şahı Rıza Pehlevi bir kanun çıkartarak, herkesin Pers mitolojisine uygun soyadları almasını emretti. Bundan ilham alarak Türkiye’de de 1934’te Soyadı Kanunu çıkarıldı.

5 LİRA PARA CEZASI

Her aile bir soyadı almaya mecbur edildi. Alınan soyadları Türkçe olacak, rütbe, memuriyet, aşiret, yabancı ırk ve millet isimleriyle umumî âdâba uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları alınamayacaktı. Ağa, hacı, hafız, molla, hoca, efendi, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi, paşa, hazret gibi unvan ve lakapları soyadı almak yasaktı. Aynı soydan gelenlerin aynı soyadını alması mecburî değildi. Bir nüfus kütüğünde bir soyadından ancak bir tane olabilirdi. İki sene içinde soyadı almayanlar beş lira para cezası ödeyecekler; bunlara mülkî amirler soyadı verecekti.

GENİŞ AİLELERE FARKLI SOYADI

Vaktiyle bir kazada nüfus kâtipliği yapan birinden işitmiştim: “Soyadı almaya gelen olmadı. Ceza ödeyecek halde de değillerdi. Müdür oturdu, eline lügatı aldı, herkese rastgele soyadı yazmaya başladı. Sevdiklerine veya hatırlı kimselere güzel, hoşlanmadıklarına kötü soyadları verdi. İleride başa belâ olur dedi ve farklı kollarına farklı soyadları vererek geniş aileleri böldü. Bu ailelerin mensupları birbirleri ile akraba olduklarını zamanla unuttular.”

Ne o, ne bu!

Afyon’da birisi nüfus idaresine gidip, “Bize Veliağaoğlu derler. Soyadımız da o olsun” diyor. Müdür, ağa unvanın soyadı alınamayacağını hatırlatıyor. Adamcağız, “Peki o zaman Velioğlu olsun?” deyince, “öztürkçe” itirazıyla karşılaşıyor. “Veli’nin öztürkçesi eren. Öyleyse Eren olsun” deyince memur razı geliyor. Meşhur şair Yahya Kemal de, Şehsuvar olan aile ismini “öztürkçeleştirerek” Beyatlı soyadını almıştır. Şehsuvar, at binicilerinin başı demektir.

Herkes bu kadar şanslı değil elbette. İzmir’de dul bir kadın soyadı almaya nüfus memurluğuna giderken akrabaları aldıkları soyadını bir kâğıda yazarak kadıncağıza veriyor, o da mantosunun cebine koyup gidiyor. Nüfus memuru “Teyze, sen ne soyadı istedin?” diye sorunca kadıncağız bir yandan elini cebine sokup kâğıdı araştırırken bir yandan da “Dur bakalım” diyor. Memur hemen soyadı olarak Durbakalım yazıyor.

İLK DUYDUĞUNU YAZDI

Ahlat’ta soyadı alma sırası yaşlı ve kimsesiz olduğu anlaşılan bir kadıncağıza geliyor. “Teyze sana ne soyadı verelim?” diye soruyorlar. Kadıncağız boynunu büküyor. “Kocan yok mu?” diye soruyorlar. “Şehit düştü” diyor. “Önceden ne iş yapardı?” diyorlar. Adamcağızın bir katırı varmış, onunla yük taşırmış. Kadın boynunu bükerek, ağzını açıp, daha “Katır...” demeye kalmadan memur Katır diye yazıyor. Kadıncağız, Ayşe Hanım olarak girdiği nüfus dairesinden Ayşe Katır olarak çıkıyor.

Yasak hemşerim!

Soyadı almaya gidenler, asırlardır ailelerine ait olan lakapları soyadı olarak almak istediklerinde itirazla karşılaştı. İnsanlar aileleri için hiçbir şey ifade etmeyen soyadları almak zorunda kaldı. Çin‘de olduğu gibi yüz binlerce aynı soyadı ortaya çıktı. Karışıklığı önlemesi umulan soyadı, daha çok karışıklığa sebep oldu.

Kimi yerde aynı mahalle veya köyde yaşayanlara, alfabetik sıraya göre rastgele soyadı verildi. Bazı yerlerde de soyadları hep birbirine benziyordu: Demir, Özdemir, Tekdemir, Çekdemir, Tokdemir, Pekdemir, Demiröz, Demiriz gibi. Muhacirlere ekseriya Yurdakul, Vatansever, Yurdatapan gibi soyadları takıldı. Türk olmayanlara umumiyetle içinde mutlaka Türk sözü geçen soyadları verildi. Şimdi bile Kürt milliyetçilerinin önde gelenlerinden birinin soyadının Türk olması ironiktir.

BAZI İLGİNÇ SOYADLARI

Manasız, gülünç, hatta iğrenç soyadları az değildir. Telefon rehberine rastgele bir göz atılsa, insan ne soyadlarıyla karşılaşıyor. Balık, Çekirge, Yılan, Çıyan, Tavşan, Horoz, Teke, Ot, Çayır, Simit, Gevrek, Tahta, Sinir, Deli, Delikafa, Çıplak, Ciddi, Otuzbir, Sımsıkı, Mayılmayıl, Pilav, Erik, Kiraz, Çilek, Ayva, Muz, Eşekçalan, Delidolu, Boynukara, Yanbakan, Açoğlu, Yavru, Sinek, Çakal, Barsakçı, Kazma, Keçi, Yanmış, Özdangalakoğlu, Neyaptı, Donsuz, Dönek gibi soyadları dikkati çeker.

Soyadı, bir şapka kadar reaksiyon doğurmamakla beraber, muhafazakâr çevre, bunun eski aileleri bölmek, soysuz kimselere soy bulmak ve maziyle bağı koparmak için yapıldığını iddia ettiler. “Soyadı kanununun Avrupa’daki örneği, muayyen bir grubun diğerlerinden ayırt edilmesi maksadına matuf idi; Türkiye’deki ise bunların kamufle edilmesine yaradı” dediler.

http://www.turkiyegazetesi.com/

BANA SOYADINI SÖYLE Sana kim olduğunu söyleyeyim!
24 Temmuz 2011

Nereden geliyor hepimizin ikinci isimleri... Dönüp başa baktığımızda, her zamanki adaletsizliğin soyadlarımızda da olduğunu görüyoruz. Önce elitlere ve asil ailelere, yağlı ballı soyadları dağıtıldı. Sonra kalan siyah Türklere ise verilen listeden ne denk gelirse o soyadı olarak takıldı. Çok tuhaf olanlar da buradan yadigar kaldı: Yalak Memeci, Hıyarcı, Dönek, Sıçan, Korkak Kıro, Kalça, Damızlık, Angut, Eşekcanbazı, Öküz, Tavuk, Gıcık, Öldürür, Şebek

Ülkemizde ışık hızıyla değişen gündemi örneklemek için hep şu örneği verirdim. 'Bizdeki bir haftalık gündemle Norveç bir yıl idare eder.' Sanki birileri duymuş olacak ki Norveç de, Güney ülkelerinin bir türlü başlarını alamadıkları terör belasına çattı. Şimdi mutlu ve huzurlu Kuzey ülkesi de bizim gibi diken üstünde uyuyacak. Ne yazık... Bu hafta izninizle akıp giden gündemin biraz dışına çıkayım. Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuya gireyim.

VAHİM HATA MAZERETİ

Türkiye'nin en çok hata yapan kurumu herhalde Nüfus müdürlükleridir. Hem isimlerimiz hem soyadlarımızda o kadar çok ve vahim hatalar yapılır ki!

Mazeretini de hemen üretiveririz. 'Bizim soyadımız aslında şu olacaktı ama nüfus memuru yanlış yazmış böyle olmuş' diye...

Oysa gerçekte öyle midir? nüfus memurları bu kadar sık ve büyük hatalar yapar mı?

Hayır! İşin aslı pek öyle değil. Yani o kadar basit değil!..

O halde soyadı meselesine şöyle bir uzanalım mı? Ne dersiniz?

Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934'te çıkarken gerekçesi basitti. Giderek artan bu nüfusta, vatandaşların birbirinden ayırt edilmesi ve özellikle miras ve tapu işlemlerinde kolaylıklar sağlanması için soyadı alma zorunluluğu getirildi.

Ayrıca yine aynı kanunla hafız, efendi, ağa, hacı, molla, hoca, bey, hanım, hanımefendi, paşa, hazret sıfatlarının soyad olarak alınması yasaklandı.
Peki soyadlar nasıl tescil edilecekti?

ÇEKİRDEK AİLEYE ÖZELDİR

Önce devlet zevatına soyisim bulundu. Birbirinden heybetli ve gösterişli soyadları onlara verildi. Tengirşenk, Conker, Çakmak, Peker, Özalp...

Şimdi burada biraz duralım. Çalışma arkadaşlarının büyük bir çoğunluğuna soyadlarını Atatürk verdi. Ama bir şartla! Onun verdiği soyadını çekirdek ailenin dışında kimse alamayacaktı. Örneğin babası bir Saraç olan Başbakanımız Şükrü Bey'e Saracoğlu ismini Atatürk bir kağıt paranın üzerine yazarak ve imzalayarak verdi. Ama dikkat edin... Başbakan Şükrü Bey'in soyadı c harfiyle yazılır. Ç ile değil. Yani Saracoğlu ismini sadece o ve ailesi kullanabildi. Aynı şekilde Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım da Atatürk soyadını alamadı. Atadan soyadı verildi.

Bir başka örnekle devam edelim. İsmet Paşa'ya da savaş kazandığı bölgenin adı verildi. Ama İnönü soyadını kardeşi bile kullanamadı. Onlar da Temelli soyadını aldılar.

Bir de Tarım Bakanı Reşat Muhlis Erkmen gibi az kalsın kazaya uğrayacak olanlar var. Atatürk bir sebepten dolayı Tarım Bakanı'na çok kızdı. Tam o sırada Tarım Bakanı, Atatürk'ten kendisine soyadı vermesini istedi. Paşa da 'Senin soyadın 'Eşek' olsun,' deyiverdi. Bakan, 'Aman Paşam nasıl olur,' deyince, Atatürk 'Ee, sen Tarım Bakanı değil misin? Toprağı eş, ek,' dedi. Ama bu şaka uzun sürmedi ve Tarım Bakanı Erkmen soyadını almayı başardı.

BERK'LE BİTEN SOYADLAR

Atatürk'ün soyadına geleceğim. Ama önce asıl meseleye gelelim. Hep tartışılan konuya...

Dünyada özellikle diasporadaki Yahudilerin kendilerine aldıkları soyadlarında bir benzerlik vardır. Soyadları genelde berg, man ve men ekleriyle biter. Örneğin ünlü Amerikalı Yahudi yönetmen Steven Spielberg gibi...

Peki bizde neden bazı aileler, kendilerine man men ve berk takısı olan soyadlarını aldılar.

Sabetayizmle bir alakası olabilir mi?

Cevabını siz araştırın. Ama şu kadar ipucu vereyim.

Ailesinin sabetayist olduğunu açıklayan sanayi devi Halil Bezmen'in yaptığı iş bez üzerineydi. Ona 'men' eki verilmesi tesadüf olabilir mi? Veya Dönmez soyadını taşıyan bir çok ailenin sabetaycı olduğunu eklememde de sanırım bir sakınca yok...

Sabetayizm demişken gazeteci ağabeyimiz Sabetay Varol'u da atlamayalım... Babası Varol soyadını aldıktan sonra oğluna nasıl bir heyecanla Sabetay ismini vermiş siz düşünün artık... İkisi birleşince adeta bir slogan çıkıyor ortaya; Sabetay Varol!

ELİTLERE MARKA

Devam edelim.

Cumhuriyet elitlerine markalaşmaya müsait isimler seçildi. Daha doğrusu tahsis edildi. Eczacıbaşı ismini bir düşünün... Sizi çalıştığınız sektörde baştan lider ilan ediyor.
Veya sportif iddiasını soyadıyla avaz avaz bağıran Ali Sami Yen'i düşünün... Nasıl iddialı ve avantajlı başlıyorsunuz hayata!..
Bazı siyasilerimiz ise aileleri tarafından alınan soyadını beğenmediler. Değiştirdiler.
Süleyman Sami Dolaksızoğlu Süleyman Demirel'e, Adnan Ertekin ise Adnan Menderes'e döndü. İlk kadın başbakanımız Tansu Çiller ise soyadını kocasına verdi. Özer Uçuran Bey, Özer Çiller oldu. (Ünlü ittihatçı Kara Vasıf'ın ailesi ise babalarının kurduğu ilk mücadele örgütü olan Karakol soyadını aldılar.)

Halka kalan garip isimler
Elİtler böyleyken halk ne yaptı dersiniz? Türk Dili Araştırma Kurumu listeler hazırladı. Soyadı bulmakta güçlük çekenlere kolaylık olsun diye hazırlanan listeler çok tuhaflıkları da barındırıyordu.
Örneğin, kurumun 22 Kasım 1934 tarihli listesinde bakın ne ilginç isimler var? Kabak, Kağır, Kadıncık, Karaöküz...
Bununla da bitmedi. Okuma yazma bilmeyen vatandaş, jandarma zoruyla nüfus müdürlüğünün yolunu tuttuğunda, nüfus memuru elindeki Türk Dili Araştırma Kurumu'nun alfabetik listesine bakarak sırada ne varsa onu gelen vatandaşa verdi. Artık şansınıza!..
1934'ün bürokratları arasında en keyifli mücadele, düzgün soyadı kapma yarışıydı. Çünkü tüm memurlara yıl sonuna kadar bir soyadı tescil ettirmeleri zorunlu kılınmıştı. Bakın 24 Kasım 1934 tarihli Cumhuriyet gazetesinden bir haber... Vali Bey'in Kültür soyismini almasından sonra Belediye Reis Muavini Hamit Bey de Oskal soyadını uygun görmüşlerdir. Diğer muavin Nuri Bey ise soyadı aramakla meşguldür. Bir gün sonraki gazetede ise Sanayi Birliği Genel Sekreteri Nazmi Bey'in kendisine soyadı olarak 'Çetin'in önerildiğini ancak çok sert geldiğini daha yumuşak bir isim aradığı haberini okuyoruz. Nazmi Bey'i doğrusu merak ettim. Daha sonra kendine nasıl bir yumuşak soyadı buldu acaba?
Gelelim Atatürk soyadına... Daha önce yazmıştım. Şimdi biraz daha açayım. Mustafa Kemal'e Atatürk soyadını veren kanun 24 Kasım 1934'te yürürlüğe girdi. Kanun metni aynen şöyleydi. 'Mustafa Kemal öz adlı reis-i cumhurumuza Atatürk soyadı verilmiştir.' Yıllar sonra bazı cingöz yazar tayfası hemen buradaki Mustafa Kemal öz'e balıklama atladı. Ve yazmaya başladılar. Mustafa Kemal'in Atatürk'ten önceki soyadı Öz'müş diye. Dahası bu yanlış ve saçma bilgi o kadar yayıldı ki neredeyse ilkokul müfredatlarına girecek hale geldi. Mynet ödüllü bulmaca yaptı, bir anaokulu öğrencilerine ders diye okuttu. Doğrusunu tahmin etmişsinizdir. Metinde 'öz adı Mustafa Kemal olan' demek istiyordu.
Evet özetleyecek olursak... Her zamanki adaletsizlik soyadında da oldu. Önce elitlere ve asil ailelere yağlı ballı soyadları dağıtıldı. Sonra kalan siyah Türklere ise listeden ne denk gelirse o soyadı olarak takıldı. Çok tuhaf soyadları da buradan yadigar kaldı. Yalak, Memeci, Hıyarcı, Dönek, Sıçan, Delik, Korkak Kıro, Damarlı, Kalça, Damızlık, Eşekcanbazı, Öküz, Tavuk, Gıcık, Öldürür, Şebek, Eşekçalan, Deveseven, Patlıcan...
Ha bir de, aile lakabımız diyerek onun şemsiyesi altına sığınanlar var. Onlar da son anda kazadan kurtulan gri Türkler olsun... Ama iş dünyasında soyadınızın Berkman olmasıyla Eşekcanbazı olması arasındaki farkı isterseniz anlatmayayım.

NASIL 'HACIR' OLDUK?
Biliyorum merak ediyorsunuz. Peki ya senin soyadın nasıl verildi, anlamı nedir diye? Ben de aile lakabı şemsiyesinin altına sığınanlardanım. Çünkü bizim aile olarak kullandığımız lakap Hacıoğlu'dur. 1934'teki yasaya göre soyadımızdan 'oğlu' ekinin çıkarılması istenmiş ve aile büyükleri de kelime kökünden ayrılmamak için Hacır soyadını almışlar. Kalabalık sülalemizin bir kısmı dava açarak tekrar Hacıoğlu'na döndü. Biz ise Hacır'da kaldık.

Kasapoğlu, Kesici'ye dönüşmüş

Yakın dostum eski Milletvekili İlhan Kesici'nin gerçek soyadını önceden bilmezdim. Sormak da hiç aklıma gelmemişti. Ama Emine Işınsu'nun İlhan Bey için yazdığı Canbaz adlı kitabını okuyunca aile soyadlarının Kasapoğlu olduğunu öğrendim. Kasapoğlu'ndan Kesici'ye geçiş anlamlıydı.

Gurkanhacir.com
Twitter.com/gurkanhacir
_________________
Bir varmış bir yokmuş...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EntellektuelForum Forum Ana Sayfa -> YAKIN TARİH Tüm zamanlar GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © phpBB Group. Hosted by phpBB.BizHat.com


Start Your Own Video Sharing Site

Free Web Hosting | Free Forum Hosting | FlashWebHost.com | Image Hosting | Photo Gallery | FreeMarriage.com

Powered by PhpBBweb.com, setup your forum now!
For Support, visit Forums.BizHat.com