EntellektuelForum Forum Ana Sayfa EntellektuelForum

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Paşalar, çocukları ve akrabaları

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EntellektuelForum Forum Ana Sayfa -> ASKERÎ DÜŞÜNCELER
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Alemdar
Site Admin


Kayıt: 14 Oca 2008
Mesajlar: 2402
Konum: Avustralya

MesajTarih: Cum Hzr 18, 2010 7:35 pm    Mesaj konusu: Paşalar, çocukları ve akrabaları Alıntıyla Cevap Gönder



Üst düzey komutanlar ve yanlarında askerlik yapan çocukları... Baba kışlasının şehzade askerleri
18 Haziran 2010
Vakit gazetesinin ele geçirdiği bilgilere göre çok sayıda üst düzey subayın çocukları ikametgâhının bulunduğu ilde askerlik yapmış. Babasının görevli olduğu ilde bile askerlik görevini yapan şanslı(!)subay çocukları var.

Listede Türkiye'nin çok yakından tanıdığı isimler bulunuyor. Korgeneral Aslan Güner'in, Tuğgeneral Galip Mendi'nin, Tümgeneral Süleyman Baysal'ın ve emekli Orgeneral Ergin Saygun'un oğlu bizzat babalarının görev yaptığı ilde vatani görevlerini yapmışlar. Üstelik bu iller İstanbul, Ankara ve İzmir gibi terör bölgelerinden çok uzak yerler. Korgeneral Abdullah Atay'ın iki, Tümgeneral Ahmet Yavuz'un, Tümgeneral Gürbüz Kaya'nın, Org. İsmail Koçman'ın oğulları da ikametgâhlarında askerlik yapan askerler arasında yer almışlar.

Ergenekon sanığı Saldıray Berk'in yeğeni Baturay Berk de ikametgâhı olan İstanbul'da askerlik yapmış. Listede daha birçok general ve torpilli yerde askerlik yapan yakınları bulunuyor.

Terör belası son dönemde yine her gün Mehmetçik ailelerinin ocaklarına ateş düşürürken gariban vatandaşın "Neden hep bizim çocuklarımız şehit düşüyor?" feryadını haklı çıkaracak bilgiler ortaya çıktı.

Vakit'in ele geçirdiği bilgilere göre Türk Silahlı Kuvvetleri'nde üst düzey olarak görev yapan çok sayıda subayın oğullarının ya da yakınlarının bizzat bulundukları ilde vatani görevlerini yaptıkları belirlendi. Oğullarını ya da yakınlarını ikametgâhlarının ya da görev yaptıkları ilde askerlik yapan komutanlar arasında Türkiye'nin çok yakından tanıdığı paşalar bulunuyor.

Askerlik görevlerini babalarının dizi dibinde veya ikametgâhlarının bulunduğu illerde askerlik görevini yapan şanslı(!)askerlerden bazıları şöyle:

12 yakını vatani görevini torpilli denilebilecek yerlerde yapan Korgeneral Abdullah Atay'ın iki akrabası kendi ikametgâhlarında askerlik yapmış. Paşanın karısının Yeğeni Aydın Türköz ikametgâhı Diyarbakır'da, Yeğeni Alpay Atay ise yine ikametgâhı olan Ankara'da.

5 yakını kıyak yerlerde askere alınan Tümgeneral Abdullah Dalay'ın Teyzeoğlu İsmail Dalay ikametgâhı olan Balıkesir'de askerlik yapmış.

Tümgeneral Abdullah Recep'in damadı Başar Demirel ikametgâhı olan Ankara'da vatani görevini gerçekleştirmiş. 9 yakını olan Tümgeneral Abdullah Yaşar Cihansız'ın yeğeni Mahir Alper Kılıçay tüm askerliğini Ankara'da, yeğeni Murat Çıtak Ankara'da, kız kardeşinin damadı Davut Özlem yine tüm askerliğini Ankara'da, yeğeni İbrahim Mert Çelebi ikametgâhı olan Ankara'da askerlik görevini yapmış

ASLAN GÜNER'İN OĞLU'DA BABASININ YANINDA

5 yakını rahat yerlere verilen Tümgeneral Ahmet Yavuz'un oğlu Mehmet Selim Yavuz ikametgâhı olan Tekirdağ'da, 11 yakınıyla listede yer alan Korgeneral Aslan Güner'in yeğenleri Mustafa Güner ile Ali Haydar Güner, Şevki Güner, Aslan Güner, askerliklerini İstanbul ve Ankara'da, erkek kardeşinin damadı Mustafa Orhan askerliğini ikametgâhı olan Ankara'da, oğlu Alper Güner ise babasının yanında İstanbul Kuleli Askeri Lisesi'inde, diğer bir yeğeni İsmail Güner tüm askerliğini İzmir'de askerlik görevini yapmış.

ERGİN SAYGUN'DA EVLADINDAN AYRILMAMIŞ

Listede 3 yakınıyla yer alan Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek'in yeğeni Celal Kansu tüm askerliğini Ankara'da, erkek kardeşi Hakan Hamza Cinek İstanbul'da, teyzesinin oğlu Nurettin Şahin İzmir'de, Em. Orgeneral Ergun Saygun'un oğlu Tolga Saygun usta birliğini babasının görev yaptığı Ankara Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda, acemi birliğini ise İstanbul Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda yapmış. O sırada babasının görevi Genelkurmay Stratejik Dair Başkanlığıydı. Listede 3 yakınıyla yer alan Galip Mendi'nin amcasının oğlu Mehmet Refik Mendi ikametgâhı olan İstanbul'da, Tuğgeneral Göktürk Gökbayrak'ın kayın biraderi Nusret Hakan Mergen ikametgâhı olan İzmir'de, Tümgeneral Gürbüz Kayan'ın yeğeni Özen Kaya ikametgâhı İzmir'de askerliğini yapmışlar.

IĞSIZ PAŞA'NIN YAKINLARI DA İKAMETGÂHLARINDA ASKERLİK YAPMIŞLAR

4 yakınıyla listede yer alan Hasan Iğsız'ın teyzesinin oğlu Mert Omay, dayısının oğlu Enis Çora Ankara'da, diğer bir teyze oğlu Bülent Omay ikametgâhı olan İzmir'de, 6 yakınıyla listede yer alan Korgeneral Hasan Memişoğlu'nun oğlu Mehmet Memişoğlu, erkek kardeşinin damadı Mustafa Kuru Ankara'da, yeğenleri Cem Kunt ile Cenk Kunt İzmir'de, Tümgeneral Hüseyin Kenan Hüsnüoğlu'nun bacanağı Mehmet Zeki Abidinoğlu Antalya'da, kayın biraderi Hasan Tahsin İnanç İzmir'de ikametgâhlarında vatani görevlerini yapmışlar.

YAŞAR PAŞANIN 9 YAKINI VAR

9 yakınıyla listede yer alan Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın damadı Ercan Caymaz ikametgâhı olan İstanbul'da, damadının erkek kardeşi Erhan Caymaz ikametgâhı olan İstanbul'da, 3 yakınıyla listede olan Tümgeneral Hüsmen Akdeniz'in erkek kardeşinin damadı Hasan Aydık ikametgâhı olan Kırklareli'nde, Tümgeneral İsmail Çelikbaş'ın yeğeni Kadir Gencay tüm askerliğini Ankara'da, Tümgeneral Kenan Koçak'ın dayısını oğlu Şükrü Aksungur tüm askerliğini İzmir'de askerlik yapmışlar. 4 yakınıyla listede yer alan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un yeğenleri İskender Özkuş, Kerem Özkuş Ankara'da, teyzesinin oğlu Ardan Er ile eşinin yeğeni Aykut Çarmıklı ikametgâhları olan İstanbul'da askerlik yapmışlar.

ERGENEKON KAÇKINI BERK DE LİSTEDE

5 yakınıyla listede olan Korgeneral Saldıray Berk'in yeğeni Baturay Berk ikametgâhı olan İstanbul'da, halasının oğlu Umut Çağrı Çankaya İzmir'de, amcasının oğlu Tolga Berk İstanbul'da, Haydar Berk Ankara'da, Korgeneral Muzaffer Şen'in yeğeni Ferhat Şen ikametgâhı olan İzmir'de, diğer bir yeğeni Sinan Cengiz İzmir'de, Tümgeneral Naim Babunoğlu'nun yeğeni Ümit Alıcı ikametgâhı olan İstanbul'da, Tuğgeneral Raşit Atilla Önkök'ün yeğeni Kayacan Kavruk ikametgâhı olan İstanbul'da, kayın biraderi Tansu Bozkurt İstanbul'da askerlik yapmışlar.

UĞURLU PAŞA İLE BAYSAL PAŞALAR ÇOCUKLARINDA AYRILAMAMIŞLARDAN

9 yakınıyla listede yer alan Korgeneral Selahattin Uğurlu'nun oğlu Burçin Uğurlu ikametgâhı olan İstanbul'da, kayın biraderi Emrah Çapa Balıkesir'de, Tuğgeneral Süleyman Baysal'ın oğlu Bora Baysal ikametgâhı olan Ankara'da babasının yanında, Tuğgeneral Şenol Alpaslan'ın erkek kardeşi Birol Alpaslan ikametgahı olan Ankara'da, Tuğgeneral Tahir Bekiroğlu'nun amcasının oğlu Müjdat Bekiroğlu Ankara'da, Altı yakınıyla listede olan Tuğgeneral Taner Düvenci'nin kardeşi Tuncer Düvencı ikametgahı olan İstanbul'da Tümgeneral Tevfik Özkılıç'ın amcasının oğlu Hayri Özkılıç ikametgahı olan İstanbul'da, yeğeni Öke İsmet Özkılıç İstanbul'da, eşinin yeğeni Mehmet Miraz Polat İzmir'de, Tümgeneral Ümit Dündar'ın oğlu Özgür Saim Dündar ile kardeşi Ufuk Dündar askerliklerini İzmir'de yaptı. Korgeneral Yalçın Ataman'ın oğlu Erkin Ataman Ankara'da

Tümgeneral Yurdaer Olcan'ın eşinin yeğenleri Ali Bektaşoğlu ile Olcay Bektaşoğlu İzmir'de, teyzesinin oğlu Durul Tosunçolak ikametgâhı olan İstanbul'da askerlik yapmışlar.

Kaynak: Vakit


04 Şubat 2009
Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görevli Generallerden çocukları "çürük raporuyla" askerlik yapmayanların isim listesi sızdı. Olay tam skandal...

Vakit'e Çok Kritik Belge Sızdı

Vakit gazesi, ‘çürük raporu’yla askerlikten muaf tutulan general yakınlarının isimlerinin bulunduğu belgeyi ele geçirdiğini duyurdu..

Vakit gazetesi, ‘çürük raporu’yla askerlikten muaf tutulan TSK’da üst düzey görevlerde bulunan çok sayıda generalin, 1. ve 2. derece akrabalarının isimlerinin bulunduğu belgeyi ele geçirdi.

KIŞLALARA SOKULMASI BİLE YASAK AMA

Vakit’in sürmanşetten anonsunu yaptığı ve yarın yayınlanacak olan belgelerde, general yakınlarının çürük raporu alarak askerlikten muaf tutulduğu iddia ediliyor.

Kışlalara ve Genelkurmay’a ait tesislere sokulması bile yasak olan Vakit’in bu belgelere nasıl ulaştığı bilinmezken yarın yayınlanacak olan bu belgelerin çok konuşulacağı benziyor.

İşte Vakit’in sürmanşetten yaptığı o anons:

Generallerin çürük çocukları

-TSK’da üst düzey görevlerde bulunan çok sayıda generalin, 1. ve 2. derece akrabalarının, “çürük raporu” alarak vatani görevlerini yerine getirmedikleri ortaya çıktı.

-Vakit’in ele geçirdiği belgelere göre, bazı general yakınlarının çürük raporu alarak, ya askerlik yapmaktan tamamen muaf tutulduğu ya da birliğine katıldıktan bir süre sonra alınan raporla evine döndüğü belirlendi.

-Gazetemizin ulaştığı belgelere göre, bazı generallerin 3,4 hatta 5 akrabasının birden çürük raporu olması dikkat çekiyor.
aktifhaber

Vakit O Haberi Yaptı
05 Şubat 2009
Yayın yasağı gelebilirdi ama gelmedi. Vakit dün duyurduğu "Çürük raporlu General yakınları" haberini yaptı. İşte çok konuşulacak liste...

Vakit gazetesi, ‘çürük raporu'yla askerlikten muaf tutulan general yakınlarının isimlerinin bulunduğu belgeyi ele geçirdi...

Şok belgede kamuoyunun yakından tanıdığı generallerin yakınlarının çürük raporuyla askerlik yapmadığı ortaya çıktı.

Üst düzey görevlerde bulunan birçok generalin oğlunun, yeğeninin, akrabasının, eniştesinin çürük raporu alarak vatani görevini yerine getirmediği ortaya çıktı.

Yıllardır onbinlerce vatan evladı teröristlerle girdiği çatışmada şehit edilirken/yaralanırken, TSK'da görevli bazı yüksek rütbeli generallerin 1. ve 2. derece yakınlarının çürük raporlu oldukları ortaya çıktı. Vakit'in ulaştığı bilgilere göre, bazı general yakınlarının çürük raporu alarak ya askerlik yapmadıkları, ya da birliğine katıldıktan bir süre sonra rapor alarak evine döndükleri ortaya çıktı.

Bazı generallerin bizzat oğulları hatta kayınbiraderleri çürük raporları alırken, bazılarının ise 5 yeğeninin birden çürük raporu alması dikkatlerden kaçmıyor. Genelkurmay'ın, çürük raporu alınmasında general yakınlarının etkisi olup olmadığı yönündeki sorularımıza sessiz kalması dikkat çekiyor.

KİMİSİNİN 3, KİMİSİNİN 5 YEĞENİ ÇÜRÜK
Gazetemizin ulaştığı bilgilere göre; Jandarma Genel Komutanlığı eski Kurmay Başkanı Korgeneral İbrahim Açıkmeşe'nin 1981 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Volkan Yerebakan, 1970 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Mustafa Yerebakan, 1968 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Osman Yerebakan, 1979 Rize Ardeşen doğumlu yeğeni Mustafa Karabela, 1975 Artvin doğumlu yeğeni Adem Yılmaz; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda Tümamiral olan Haydar Mücahit Şişlioğlu'nun kayınbiraderi Yalın Dirik, teyzesinin oğlu Faik Aydın, dayısının oğlu Şevket Dişkaya; Harp Akademileri Komutan yardımcısı Korgeneral Selahattin Uğurlu'nun 1975 doğumlu Haydar Okay Uğurlu isimli yeğeni ile eşinin 1976 doğumlu akrabası Levent Uludoğan, Şırnak Tümen Komutanı Tümgeneral Ahmet Yavuz'un 1980 Osmaniye Bahçe doğumlu oğlu Çetin Mert Yavuz, 1972 Adana Seyhan doğumlu yeğeni Buğra Selim Ölçen, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız'ın 1975 İzmir Çeşme doğumlu dayısının oğlu İlgi Çora, Ege eski Komutanı Orgeneral Şükrü Sarıışık'ın 1978 Bursa Osmangazi doğumlu oğlu Gökhan Sarıışık, Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi'nin 1970 Ankara Çankaya doğumlu yeğeni Osman Bahadır Mendi, 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu'nun eşinin 1982 Ardahan Posof doğumlu yeğeni Doğan Erdoğan, Tekirdağ Şarköy 95. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Nurettin Işık'ın 1984 Balıkesir Erdek doğumlu yeğeni Mustafa Kemal Işık ve Kara Kuvvetleri'nde görevli Tümgeneral Aydemir Cülcüloğlu'nun 1974 Sivas Zara doğumlu oğlu Mehmet Barış Cülcüloğlu çürük raporu almak suretiyle askerlik görevinden muaf tutulmuş.

BAZISI HİÇ KIŞLAYA GİRMEMİŞ
Çürük raporlarının ayrıntılarına göre, Orgeneral Hasan Iğsız'ın dayısının oğlu İlgi Çora hiç askere gitmeden çürük raporu almış. Orgeneral Şükrü Sarıışık'ın oğlu Gökhan Sarıışık da birliğe hiç katılmadan çürük raporu almış. Korgeneral Galip Mendi'nin yeğeni Osman Bahadır Mendi de hiç askere gitmeden çürüğe çıkmış. Korgeneral İbrahim Açıkmeşe'nin yeğeni Volkan Yerebakan da hiç birliğine katılmadan çürük raporu almış. Açıkmeşe'nin diğer yeğeni Mustafa Karabela ise 1999'da İzmir'de bulunan 7'nci Jandarma Komando Er Eğitim Alay Komutanlığı'na katılmış, daha sonra Mardin Savur İlçe Jandarma Komutanlığı'na sevkedilip 18 Şubat 2000 tarihinde de çürük raporu alarak evine dönmüş.

Korgeneral Bekir Kalyoncu'nun eşinin yeğeni Doğan Erdoğan da hiç askeri birliğe katılmayan paşa yakınları arasında. Tuğamiral Haydar Mücahit Şişlioğlu'nun kayınbiraderi Yalın Dirik ise yedek subay olarak Samsun'da katıldığı birliğinden Kayseri Askeri Hastanesi'ne sevkedilmiş. Yalın Dirik 10 gün kaldığı birliğinden çürük raporu alarak ayrılmış. Tuğgeneral Nurettin Işık'ın yeğeni Mustafa Kemal Işık ise Hatay'da bulunan 1'nci Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı'ndaki acemi birliğinden aynı alaydaki başka bir tabura sevkedilmiş ve bir süre sonra çürük raporu alarak terhis olmuş.

Tümgeneral Ahmet Yavuz'un oğlu Çetin Mert Yavuz ise hiç askere gitmeden çürük raporu alan general yakınları arasında. Ahmet Yavuz'un yeğeni Buğra Ölçen de aynen kuzeni gibi çürük alıp nizamiyenin kapısından hiç içeri girmemiş.

Tümgeneral Aydemir Cülcüloğlu'nun oğlu Mehmet Barış Cülcüloğlu da askeri birliğe hiç adım atmamış. Tümgeneral Tahir Bekiroğlu'nun teyzesinin oğlu Erkan Işık ise 1986'da Ankara'daki birliğinden Manisa Alaşehir'deki 2. tabur 9. bölüğe sevkedilmiş, buradan bir süre sonra çürük raporu alarak evinin yolunu tutmuş. Korgeneral Selahattin Uğurlu'nun yeğeni Haydar Okay Uğurlu, acemi birliğinde İzmir Ulaştırma Okulu'nda silah altına alınmış. Ardından İzmir'deki Maltepe Askeri Lisesi Destek Kıtaları Komutanlığı'na usta birliğine gitmiş. Haydar Okay Uğurlu usta birliğinde sadece 20 gün askerlik görevini yaptıktan sonra teskere almış.

GENELKURMAY YALANLAMADI
TSK hakkında ortaya atılan en ufak bir iddia hakkında bile hemen açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı, general yakınlarının çürük raporu almasında generallerin payının olup olmadığı yönündeki sorularımızı 4 gündür cevaplandırmıyor. Genelkurmay'ın 4 gündür yazılı sorularımıza cevap vermemesi dikkat çekerken, kamuoyu Genelkurmay Başkanlığı'nın olaya açıklama getirmesini bekliyor.
aktifhaber

Saldıray Paşa oğluna şefkatli
22 Haziran 2010
Ergenekon'un Erzincan yapılanmasının bir numaralı sanığı Org. Saldıray Berk'in başında bulunduğu 3. Ordu Komutanlığı'nın alımlarında şaibe ortaya çıktı. Yeni Şafak, Berk'in oğlu Ahmet Berkay Berk'in çalıştığı İstanbul Dekorasyon Firması'ndan komutanlığa yüz binlerce TL'lik alım yapıldığını gösteren faturaları ele geçirdi.

# Mobilya ve perde gibi dekorasyon malzemelerinin ihalesiz alındığı firmanın, askeriyeye piyasanın üstünde fiyatlarla mal vermesi dikkat çekti. Org. Berk'in, bir mobilyacılar sitesinde çaycı olarak çalışırken kısa sürede yükselen İstanbul Dekorasyon'un sahibi Kadir Çiğdem'in gizli ortağı olduğu da iddia edildi.

3. Ordu'da al gülüm ver gülüm

Erzincan'daki Ergenekon davasının bir numaralı sanığı 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk'in adı bu kez de askeriyeye alınan dekorasyon malzemelerinin alımında usulsüzlükle gündeme geldi. Yeni Şafak, Orgeneral Saldıray Berk'in, komutanlığını yaptığı 3. Ordu'nun, mobilya ve ofis aksesuarlarını oğlu Ahmet Berkay Berk'in çalıştığı İstanbul Dekorasyon Firması'ndan aldığını belgeledi. Yeni Şafak'ın ele geçirdiği ve firmanın 3. Ordu'ya kestiği faturalar, 3. Ordu'nun sözkonusu firmadan yüz binlerce TL'lik alım yaptığını ortaya koydu. Çaycıyken şirket kuran Kadir Çiğdem'in firmasından yapılan alımların, Ahmet Berkay Berk'in işe başlamasından sonra artması dikkat çekti.

PAŞA OĞLU İŞE BAŞLADI SATIŞ YAPTI

Orgeneral Saldıray Berk'in oğlu Ahmet Berkay Berk, Çankaya'daki Enerden Enerji Tesisleri Mühendislik Meteahhitlik Sanayi Ticaret Limited şirketinden ayrılarak 13 Mart 2009'da merkezi Ankara'da bulunan İstanbul Dekorasyon Tekstil Limited Şirketi'nin muhasebe bölümünde işe başladı. Faturalara göre, Ahmet Berkay Berk'in işe başlamasından sonra firma Orgeneral Saldıray Berk'in komuta ettiği 3. Ordu'ya 17 Mart 2010'da perde, mobilya ve halı gibi dekorasyon eşyaları sattı. Firma toplam değeri yüz bin lirayı geçen satış için 3. Ordu'ya 4 ayrı fatura kesti.

1 GÜNDE 31 KALEM MAL SATILDI

Erzincan'daki 3. Ordu Komutanlığı Karargah destek Grup Komutanlığı'na 27 kalem mal satıldığını gösteren 17 Mart 2010 tarihli 3 faturadan biri, KDV dahil 27. 257 TL tutarında. Karargah Destek Grup Komutanlığı'na kesilen aynı tarihli ikinci fatura ise 2 kalem mal için firmaya 3. Ordu'dan KDV dahil 5.900 TL ödendiğini gösteriyor. Komutanlığa 6 kalem mal satıldığını gösteren 17 Mart 2010 tarihli 3. faturanın tutarı ise 25.016 TL. Düzenleme tarihi ile 3. Orduya fakslanma tarihi aynı olan üç faturada da Berk'in oğlunun çalıştığı şirketin İş Bankası'ndaki hesabının numarası bulunuyor.

DEPONUZDA NE VARSA GÖNDERİN

Ergenekon sanığı Orgeneral Saldıray Berk'in oğlunun çalıştığı İstanbul Dekorasyon Firması'ndan alım yapılmasını özellikle istediği ileri sürüldü. Berk'in Firmaya "Deponuzda eski yeni ne varsa gönderin" talimatı verdiği iddia edildi. Berk'in oğlu Ahmet Berkay Berk'in işe girişinden 8 ay sonra, 21 Kasim 2009'da İstanbul Dekorasyon'dan komutanlığın aldığı mobilyaların ise Ordu Sinema Salonu'nun giriş kısmına konduğu öğrenildi.

TEZGAHTARKEN ŞİRKET SAHİBİ OLDU

Berk'in gizli ortağı olduğu ileri sürülen İstanbul Dekorasyon'un özellikle askeri kurumlara satış yapması da dikkat çekti. Şirketin 3. Ordu Komutanlığı'nın yanı sıra daha önce de Roketsan Roket Sanayi A.Ş. ve Kırklareli Ordu Evi Müdürlüğü'ne de satış yaptığı tespit edildi. Şirketin sahibi olarak görünen Kadir Çiğdem'in hızlı yükselişi de dikkat çekti. Çiğdem'in, 10 yıl önce Ankara'da Mobilyacılar Sitesi'nde çaycılık ve tezgahtarlık yaparken, Saldıray Berk'le tanıştığı ve ardından TSK'ya malzeme satmaya başladığı iddia edildi. Ankara Ticaret Odası'na kayıtlı firmanın 500 bin TL'lik sermayesinin yüzde 36'ı Kadir Çiğdem'in, yüzde 63'ü ise kardeşi Ahmet Çiğdem'e ait.

3. Ordu'ya 1.5 yıl iş yapmamış

İddiaları sorduğumuz İstanbul Dekorasyon'un sahibi Kadir Çiğdem, kendisinin TSK'nın kurumlarına birçok ilde iş yaptığını söyledi. Faturaların aksine, 3. Ordu Komutanlığı'na 1.5 yıldır herhangi iş yapmadıklarını ileri süren Çiğdem, "3 Ordu'nun Mart 2010'da yaptığı bir perde ihalesine de girdik ancak kazanamadık" dedi.

PAŞA'YI TANIRIM, OĞLU BİZDE ÇALIŞIYOR

Yeni Şafak'ın ele geçirdiği İstanbul Dekorasyon'un 3. Ordu'ya 17 Mart 2010'da satış yaptığını gösteren faturaları ise Çiğdem'i yalanlıyor.

Orgeneral Saldıray Berk'le ilişkisiyle ilgili iddialara da cevap veren Çiğdem, "Kendisini Tuğgeneral olduğu dönemden bu tarafa tanırım. Saldıray Berk'in oğlu Ahmet Berkay İstanbul Dekorasyon'un muhasebe bölümünde çalışıyor. İki yıldır sigortalı elemanımız" şeklinde konuştu. Hakkında çıkan iddiaların rakip firmalar tarafından üretildiğini savunan Çiğdem, kendisi hakkında Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e 3-4 ay önce 'Ergenekon'un kasası' şeklinde ihbarda bulunulduğunu ve ifade verdiğini söyledi.

Fahiş fiyatla satmışlar

İstanbul Dekorasyon'un 3 Ordu Komutanlığı'na piyasanın çok üzerinde fiyatla mal sattığı ileri sürüldü. 25.000 TL'ye toplam 16 adet motor mekanizmalı 'stor zebra' perde satan firmanın birim başına verdiği fiyatı 3. Ordu'ya aynı üründen satan başka bir firmaya sorduk. Firma yetkisi, 292 adet 'stor zebra' perde alımı için 29.000 TL fiyat verdiklerini ve ihaleyi kazandıklarını söyledi. İstanbul Dekorasyon'un 17 Mart 2010'da kestiği faturaya göre 16 motorlu mekanizmalı perde için aldığı 25.016.00 TL'nin piyasanın çok üzeri bir fiyat olduğunu söyledi.

Faturada tarih oyunu

028884 nolu fatura ise, 260 sandalye, deri koltuk ve büro tipi sehpa için 3. Ordu'nun İstanbul Dekorasyon'a 44. 840 TL'nin ödendiğini gösteriyor. Düzenleme tarihi diğerlerinden farklı olarak 19 Mart 2010 olan faturanın, 3. Ordu Karargâh destek Grup Komutanlığı'na fakslanma tarihinin iki gün öncesine ait olması dikkat çekti. Faturanın, hazırlanmadan iki gün önce yani 17 Mart 2010'da karargaha gönderilmesi, bütün satışların aynı gün yapıldığını saklama girişimi olarak yorumlandı.

Tülden mobilyaya her eşya var

Orgeneral Saldıray Berk'in komutasındaki 3. Ordu'ya sık sık mobilya, perde gibi aksesuar ürünleri veren İstanbul Dekorasyon'un sadece 2010 yılı Mart ayına ait sattığı ürünlerin listesi şöyle:

# 1 adet konsül ahşap tornalı

# 1 adet Plazma ünite altlığı 140'lık

# KDV dahil toplam fiyat: 5.900.00

# 100 adet siyah deri sandalye

# 100 adet misafir deri koltuk

# 20 adet tekli siyah deri koltuk

# 10 adet ikili siyah deri koltuk

# 30 adet büro tipi sehpa

# KDV toplam fiyat: 44.840.00

# 29 Adet Perde Tül

# 22 Adet Perde Stor güneşlik

# 11 Adet halı

# KDV dahil toplam fiyat: 27.257.58

# 16 Adet Perde stor zebra

# 3 Adet motor mekanizması 10010310 380W

# KDV dahil toplam fiyat: 25.016.00
YENİŞAFAK

Paşadan Çocuklarına Şok Vasiyet
Yeni bir ses kaydında, Tümamiral Gürdeniz'e ait olduğu ileri sürülen kişinin çocuklarına vasiyetiyle ortaya koyduğu ülke sevgisi inanılır gibi değil...
“Babam memleketini o denli sever ki benim adımı Ülkem, kardeşimin adını da Ege koydu.” Bu sözler, Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in kızı Ülkem Gürdeniz'e ait.

Babası Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz Balyoz darbe planı kapsamında gözaltına alındığı günlerde kızı Ülkem Gürdeniz'in basına yansıyan açıklaması.

Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in, kızı Ülkem Gürdeniz'in eşinin Yahudi dinine mensup olduğu ortaya çıkmıştı.

Tümamiral Gürdeniz şimdi de, oğlu Ege ile Yahudi dinine mensup damadı Mesut Can Suntay ve kızı Ülkem'e vasiyeti ile gündemde.

PAŞA'DAN ŞOK VASİYET: TÜRKİYE'Yİ TERK EDİN
Dailymotion'da yayına konulan yeni bir ses kaydında, Tümamiral Gürdeniz'e ait olduğu ileri sürülen kişi, çocukları ve damadına “Bu ülkeyi terk edin” vasiyetinde bulunuyor. Gerekçesi ise, Türkiye'nin her geçen gün İslamlaşması! Ses kaydında Tümamiral Gürdeniz olduğu iddia edilen kişi “Türkiye'yi ter edin. Gidin kendinizi kurtarın. Çünkü Türkiye Araplaşıyor, İslamlaşıyor, çok feci ülke oluyor. Her metre karesine bir cami düşecek ve ezandan uyuyamayacaksınız. Gidin kendinizi kurtarın” diyor.
Kaynak: Habervaktim

O Amiral'in ŞOK Ses Kaydı!
05 Temmuz 2010

Çocuklarına “Türkiye'yi terk edin” vasiyetiyle gündemde olan Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in yeni bir ses kaydı internete düştü.
Çocuklarına “Türkiye'yi terk edin” vasiyetiyle gündemde olan Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in yeni bir ses kaydı internete düştü.

Amiral Gürdeniz, bu kez de, Türk halkına, Türk halkının manevi değerlerine hakaretler yağdırıyor. Başörtüsüyle, kurban ibadetiyle alay ediyor.

Dailymotion'da yayına konulan ses kaydında, memleketini çok sevdiği söylenen Tümamiral Gürdeniz'e ait olduğu ileri sürülen kişi, çocukları ve damadına “Bu ülkeyi terk edin” vasiyetinde bulunuyordu. Gerekçesi ise, Türkiye'nin her geçen gün İslamlaşmasıydı! Ses kaydında Tümamiral Gürdeniz olduğu iddia edilen kişi “Türkiye'yi ter edin. Gidin kendinizi kurtarın. Çünkü Türkiye Araplaşıyor, İslamlaşıyor, çok feci ülke oluyor. Her metre karesine bir cami düşecek ve ezandan uyuyamayacaksınız. Gidin kendinizi kurtarın” diyordu.

BUNLARI SÖYLEYEN BİR AMİRAL

Dailymotion'a yine Gürdeniz'e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı düştü. Kayıttaki kişi, Türk halkının manevi değerlerine hakaretler ediyor. Başörtüsü ile kurban ibadeti ile alay ediyor.

İşte Gürdeniz olduğu iddia edilen kişinin ağzından dökülenler:

-Foça olağanüstü bir yer. Çok Atatürkçü, cumhuriyetçi. Halkı çok güzel, yani hakli CHP kökenli.

-Türbanlı göremiyorsunuz, çarşaflı türbanlı insan yok.

ŞİMDİ DE KURBAN İBADETİ İLE ALAY EDİYOR

-Kurban kafalarını asacağız çam ağaçlarının üstüne (Gülüşmeler)

-Ne biçim adettir ya. Kurban bayramına artık ihtiyaç var mı bu dönemde?

-Böyle kıroluk mu olur? (Gülüşmeler)

-Eğer türban kutsal yerleri örtüyorsa en kutsal yerler donun örttüğü yerler demiş (gülüyor), çok hoşuma gitti

-Dünya tarihini incele, dinin fanatizm ve dogmayı kullananlar tek şeyden anlamış abi.. Devrimler ve güçten başka bir b..'la olmaz bu.

-Değer ve inanç senin sistemine rakip oluyorsa ne yapacaksın? Bunun hesaplaşması güçle olur, başka bir şeyle olmaz.

TÜRK HALKI ÖYLE KARAKTERSİZ Kİ, KANDİLDE MESAJ ATIYOR

-Laik, sosyal, hukuk devletimiz sonsuna dek inşallah…
Bizim bayramımız da bu. Arabın bayramını bayram kabul etmiyorum abi. Bizim bayramımız budur.
-Şimdi bu Türk halkı öyle karaktersiz ki, Kandil oldu mu bin tane mesaj; sana da geliyordur herhalde, onların hiçbirine ben cevap bile yazmıyorum. Onların hepsinin ismi var.
HABERVAKTİM ÖZEL-

General'in Türk Halkına Hakaretleri Bitmiyor

Tümamiral Cem Gürdeniz'in hakaret dolu ses kayıtları bitmek tükenmek bilmiyor. En son dün ortaya çıkan ses kaydına, bugün bir yenisi daha eklendi. Gürdeniz, Türk halkını öyle hakaretler ediyor ki...
Çocuklarına “Türkiye Araplaşıyor, adım başı cami oluyor, ezan sesinden uyuyamayacaksınız. Türkiye'yi hemen terk edin” vasiyetinin ardından, dün de Türk halkına, Türk halkının manevi değerlerine, başörtüsüne, kurban ibadetine saldırdığı görülen bir ses kaydı internete düşen Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in AK Parti'ye oy veren yüzde 46'lık kesime de “aptal bunlar, salak bunlar” diye hakaretler yağdırdığı ortaya çıktı.

Ses kaydında Amiral Gürdeniz, “Aziz Nesin'e hak verdiğini de” söylüyor. Cumhuriyet gazetesini okuduğunu, böylelikle güne “fişeklenerek ve bilenerek başladığını” ifade ediyor.

Yine dailymotion.com adlı video paylaşım sitesinde yayına konulan ses kaydında, Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz olduğu iddia edilen kişi ile Hasan E. Arasında geçen şok diyalog şöyle:

SABAHLARI FİŞEKLENEREK VE BİLENEREK KALKIYORUM
Hasan E. : Komutanım nasılsınız
Cem : Ha iyiyiz efendim siz nasılsınız
Hasan E. : Canım canım bende iyiyim bende iyiyim, işte nasıl olunabiliyorsa öyle iyiyim. Gazete okumazsanız hiç mesela
Cem : Cumhuriyet'i ben okuyorum her sabah mesela daha fişeklenerek ve bilenerek giriyorum.
Hasan E. : Ya keşke bende öyle olabilsem, çok dokunuyor bana olup bitenler beni öldürüyor ya
Cem : İşte o Suudi Kralıyla resme bakıyorum
H: Ya yapma Allah aşkına ağzına alma deliricem

EN AZ ONLAR KADAR SALDIRGAN EN AZ ONLAR KADAR CESUR OLMAK
Cem : Geleceğe daha iyi asılmak lazım ya, en az onlar kadar saldırgan en az onlar kadar cesur olmak lazım
Hasan E. : Ama bunlar, bunlar öyle cesur mesur bunlar çok hain, çok sinsi, çok tehlikeli kardeşim. Çok felaket bunlar. Bunlardan büyük felaket depremdir. Bi deprem olacak memleketin yarısı batacak öyle.
Cem : Kesinlikle katılıyorum dediğinize yüzde 100 katılıyorum ama pes etmemek lazım. İşte onların istediği de o, demoralize edip ondan sonra at koşturmak.
H.E.: Ya ben bu yaşta olduğuma memnunum ben göremicem galiba bu işleri ya valla göremicem.
Cem : Allah uzun ömür versin ama şuan esasında diri güçler veya çağdaş güçler sadece tek sorunu var organize değil, o da olacak ben ona inanıyorum.
Hasan E. : Organize değil ve paraları da yok ya
Cem : Ama onlar da olacak
Hasan E. : Kimden para alacağız hayatım

O YÜZDE 46'LIK APTAL KESİM NE YAPTIĞINI GÖRECEK, SALAK BUNLAR
Cem : Ama şöyle var, Türkiye zaten suni bir balon ekonomisi üzerine yürüyor şu anda. O balon bir gün patlayacak, o balon patladığında halk yaptığı hatayı anlayacak. O yüzde 46'lık aptal kesim ne yaptığını görecek. (AK Parti'ye oy veren sahipsiz milyonlara)
Hasan E. : Aptaldan daha fazla şey söylüyorum ben onlara ama sen hem yüzde 95'i Amerika'ya karşı de hemde
Cem : Böyle şey olur mu ya salak bunlar ya, Aziz Nesin haklıymış yani
Hasan E. : Tabii ki ya
aktifhaber

Fırtına Paşa'nın Şok Emine Erdoğan Emri

Halkın oylarıyla Başbakan olan Erdoğan'ın eşinin milli günlerin kutlamalarına alınmaması için, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Fırtına bir genelge yayımlamış.
Balyoz soruşturması kapsamında gözaltına alınan Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'nın, Hava Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde, “irtica ile mücadele” adı altında tesettürlü, sakallı ve türbanlı kişilerin VIP statüsü taşısalar dahi askeri alanlara alınmamalarının emredildiği ortaya çıktı. Şok belgede, komutan ve amir konumunda olan personele bu konuda asla zafiyet göstermemeleri emrediliyor.
10 Kasım 2003 tarih ve İrtica ile Mücadele konulu, “gizli” ibareli olarak Hava Harp Akademisi Komutanı Hv. Plt. Tümg. Rasim Arslan'a gönderilen yazının altında, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral H. İbrahim Fırtına adı olduğu görülüyor.

ŞOK EMİRLER
Yazıda İrtica ile Mücadele adı altında şu 4 madde sıralanıyor:
“1- Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü parçalamak, Atatürk ilkeleri doğrultusundaki çağdaş anlayışı yıkarak, kendi görüş ve fikirlerinin etkin olduğu bir rejim kurmak için faaliyet gösteren kıyıcı ve bölücü unsurlar, amaçlarına ulaşmak için ellerindeki siyasi erk dahil tüm güç unsurlarını kullanarak, kendilerine en büyük engel olarak gördükleri Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma gayretlerini artırmışlardır.

KENDİLERİNE MÜDAHALE EDİLMEYECEĞİ DÜŞÜNCESİYLE…
2- Alınan tüm önlemlere rağmen, özellikle sivillere açık ortamlarda Garnizon Komutanlıkları bünyesinde yürütülen faaliyetlerde (Zafer ve Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonlarında), VIP statüsünde olup irticai fikirleri benimseyen art niyetli kişilerin, statülerinden faydalanarak kendilerine müdahale edilemeyeceği düşüncesi ile hareket ettikleri ve özellikle inkılap kanunları hilafında giyinen tesettürlü eşleriyle anılan faaliyetlere katıldıkları gözlenmektedir. Bu tür provokatif girişimlerin basın yoluyla kamuoyuna yansıtılması, TSK'yı güç durumda bırakmakta, irticai unsurları ve taraftarlarını cesaretlendirmektedir.

3- 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesi gereği Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamakla görevli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ayrılmaz bir parçası olan Hava Kuvvetleri mensuplarını, her türlü ideolojik akımın etkisine karşı korumanın, komutan ve amirin en önemli görevlerinden biri olduğu asla unutulmayacaktır.

a- Komutan ve amir pozisyonunda bulunan personel, Anayasanın özüne ve esasına, inkılap kanunlarına, irtica ile mücadele kapsamında yayınlanan direktif ve emirlere aykırı davranışlara ve girişimlere kesinlikle müsamaha gösterilmeyecektir.

ÖNLEYİCİ TEDBİRLER ALINACAK VE GELİŞTİRİLECEK
b- İnkılap kanunlarına aykırı, siyasi veya dini bir akım veya ideolojiyi simgeleyen kılık ve kıyafete sahip olanların (tesettür, türban, sakal), VIP statüsü taşısalar bile lojmanlar bölgesi, orduevleri, askeri gazinolar, birlik, karargah ve kurumlar ile TSK'ya ait her türlü sosyal tesislere girmelerine müsaade edilmeyecek, önleyici tüm tedbirler alınacak ve geliştirilecektir.

ZAFİYETE KESİNLİKLE MÜSAMAHA GÖSTERİLMEYECEK
4- 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu gereği kendilerine tevdi edilen komutanlık ve amirlik görevlerini yerine getirmeyen, irticai unsurlarla mücadele azim ve kararlılığı konusunda zafiyeti tespit edilen komutan ve amir yetkilerine haiz personele, kesinlikle müsamaha gösterilmeyeceğini rica ederim.”

10 Kasım 2003 tarihinde dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına tarafından Hava Kuvvetleri birliklerine gönderilen genelgede, “VİP statüsünde olsalar bile başörtülü ve sakallıları birliklere, merasim alanlarına sokmayın” deniliyor.

Aynı İbrahim Fırtına 8 Eylül 1999 yılında da Hava Korgeneral'ken de yine örtü yasağının sıkıca uygulanmasını istemiş. Bu haber de 1 Şubat 2010 tarihli gazetemizde belgesiyle birlikte yeralmıştı.
19 Temmuz 2010
Kaynak: Vakit

Askerin En Zaruri İhtiyacı: Satamadığını Gönder!
19 Temmuz 2010
Org. Saldıray Berk ve dekorasyon firması sahibi olduğu ileri sürülen oğlu Berkay Berk'le ilgili şok bir iddia ortaya atıldı. dailymotion.com'a düşen ses kaydı.
Sarf ettiği sözlerden asker olduğu anlaşılan kişi, bir dekorasyon firmasına sipariş veriyor. Org. Saldıray Berk'in Emir Subayı Albay Tayfun Yılmazer olduğu iddia edilen kişi “Satamadığın, elinde kalan, kırık mırık ne varsa parası mukabilinde gönder. Komutanım dükkanı hafiflesin diyor” diyor. Sipariş verilen firma sahibinin ise Org. Berk'in oğlu Berkay Berk olduğu ileri sürülüyor.

3. Ordu Komutanıyla ilgili bu iddia ilk değil daha öncede benzer iddialar yayınlanmıştı.

Dailymotion'a “SALDIRAY BERK PAŞA'NIN EMİR SUBAYI TAYFUN ALBAY, OĞUL BERKAY BERK'İN DEKARASYON FİRMASINA SİPARİŞ VERİYOR” başlığıyla düşen şok ses kaydının dökümü şöyle:

- ALOOO ABİ TAYFUN BEN

- İYİYİM ABİ SAĞOL. ABİ ARADIM YOKTUN? CEVAP ALAMADIM

- ON-ONBEŞ DAKİKA ÖNCE

- KOMUTANIMIZLA BERABERİZ ABİ, DERKİ; ELİNDE SATAMADIĞI, SATAMADIĞI KOLTUK, PARASI MUKABİLİNDE KADİR ONLARIDA BANA GÖNDERSİN. ONLARI İŞTE BANDOYA EFENDİM, NE BİLEYİM SAVCILIKTA FALAN BÖYLE DÖŞEME DEMİRBAŞLAR

EKSİK. MİSAFİR KOLTUĞU VEYA İŞTE MİSAFİR SEHPASI GİBİ

RENGİ, DESENİ, MODELİ NE OLURSA OLSUN GÖNDER

- NE KADAR BULABİLİRSE DEDİ. YANİ PARASI MUKABİLİNDE. ELİNDE KALMIŞ,
HANİ YAPMIŞ SİPARİŞ VERMİŞLERDE VAZ GEÇMİŞLER OLABİLİRLER. KADİRİN
DEPOSUNDA KALMIŞTIR. RENGİ, EFENDİM, DESENİ,MODELİ NE OLURSA OLSUN.
HANİ İKİ TANESİNİ EŞLER BİR ODAYA KOYARIM İKİ TANESİNİ EŞLER BİR ODAYA
KOYARIM DEDİ.

ADET ÖNEMLİ DEĞİL ELİNDE NE VARSA GÖNDER

- YANİ ADET OLARAK ŞEY DEĞİL ABİ, NE KADAR VARSA ELİNDE GÖNDERSİN BANA
DEDİ. PARASI MUKABİLİNDE DEDİ.ESKİDEN YAPTIKLARI, HANİ BÖYLE BİR UFAK
BİR ONARIMLA TEKRAR FAALİYETE GEÇİREBİLECEĞİ, FALAN BÖYLE ŞEYLER VARSA
DEDİ. ONLARDAN, BEN ŞİMDİ KENDİSİNE DE SORAYIM ABİ. BİR ADET VAR MI
DİYE? ÖZÜR DİLİYORUM ABİCİM. NASILSIN SEN İYİMİSİN ABİ ?

- KOMUTANIM, KABİR BEY İLE KONUŞUYORUMDA BİR ADET VARMI? DİYOR YANİ...

- NE KADAR ELİNDE VARSA

- NE KADAR ELİNDE VAR? ÖNCE ONU BANA SÖYLESİN DİYOR. BEN ONA GÖRE
DİYOR. HEPSİNİ ALIRIM DİYOR.

KOMUTANIM (SALDIRAY BERK) KADİR'İN DEPOSU HAFİFLESİN DEDİ

- ODALARA ŞEY KOYACAĞIZ. YANİ MESELA MAKAM KOLTUĞU VARDA, MAKAM
KOLTUĞUNUN ÖNÜNE MİSAFİR, BANDO KOMUTANININ ODASINDA ŞEY YOK . IIIIII
NEEE O. KOLTUK TAKIMI YOK. DERİ HANİ, KOLTUK TAKIMLARI FALAN OLUYOR
YA ABİİİ.

- ONUN GİBİ ELİNDE DEDİ. NE KADAR VARSA? ONA GÖRE ONLARI ALALIM. HEM
DEDİ KADİRİN DEPOSU (KADİR ÇİĞDEM) HAFİFLER DEDİ. HEM DE BİZİM İŞİMİZ
GÖRÜLÜR DEDİ.

YILBAŞINDA GÜZEL BİR GECE İÇİN BİZE EŞANTİYON GÖNDERİRMİSİNİZ

- TAMAM ABİ. ABİİ BİRDE BİZİM NİHAT ALBAYIMIN VE ORDUEVİ MÜDÜRÜMÜZÜN
BİR RİCASI VAR. HANİ EVVELSİ SENEKİ YILBAŞI ÇEKİLİŞİ İLE İLGİLİ SANA
GELEN EŞANTİYONLARDAN VEYA DIŞARDAN BULABİLECEĞİMİZ EŞANTİYONLARDAN BU
YILBAŞINDA ÇOK GÜZEL BİR GECE YAPMAK İSTİYORLARDA

- HIIII. BEN DEDİM KADİR BEYE SÖYLERİM. ONLARI GÖNDERİR DEDİM. ELİNDE
VARSA GÖNDERİR DEDİM.

- SENİN BİR İSTEĞİN VAR MI ? ABİİ

- SAĞOL. SELAM SÖYLÜYOR BAK. KOMUTANIMIZ. ABİİ

Habervaktim/Dailymotion

TSK'nın Bütçesi Buralara Gitmiş!

Her geçen gün saldırılara uğrayan karakolların yenilenememesine, bütçe yetersizliği mazeret gösterilirken TSK'nın bütçesinin nerelerde kullanıldığı ortaya çıktı. İşte skandal belgeler...
Yavuz Dik/ Aktifhaber.com

Sayıştay Başkanlığı uzman denetçileri tarafından Haziran - Temmuz 2000 ayları arasında yapılan denetlemede, Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapılan büyük bir yolsuzluk tespit edildi.

Üst düzey komuta kademesi hariç, generallere ait lojman telefonlarının faturalarının ödemelerinin kurum tarafından yapılmaması gerekirken, yüksek tutarlı faturaların devlet ödenekleri tarafından karşılandığı belgelendi.

Kullandığı lojmandaki ev telefonunun faturasını haksız yere devlete ödeten personelden birinin de eski Hava Kuvvetleri Komutanı Org. İbrahim Fırtına olduğu belgelendi.

Balyoz davasında adı geçen Org.Fırtına’nın Korgeneral rütbesiyle Eskişehir 1. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı’nda görevli olduğu dönemde kullandığı lojmanın faturasını devlete ödettiği belirlendi.

1999 yılında birçok rütbeli personelin, belirlenen fatura kotalarını aşması ve bu faturaların fazlalıklarıyla birlikte devlet ödenekleri tarafından ödendiği öğrenildi.

Haziran ve Temmuz ayları arasında, denetçiler tarafından ortaya çıkarılan fazla faturaların tutarları 760.471.000 TL’yi buluyor.

Ev telefonlarını devlete haksız yere ödettikleri belgelenen bazı komutanlar şöyle: Korg. Erdinç Demirbilek, Tümg. Hayri Güneriş, Tümg. İlker Güven….

Her geçen gün saldırılara uğrayan karakolların, neden yenilenmediği sorusunu, TSK’nın bütçe yetersizliği cevabını vererek geçiştirmesi, bütçenin nerelerde kullanıldığı sorusunu akıllara getiriyordu.

Orduevlerindeki giderler birçok kez tartışma konusu olmuştu. Orduevlerindeki lüks yaşantının yanı sıra şimdi de yüksek meblağlı telefon faturalarının ödenmesi ordu bütçesinin ne şekilde kullanıldığını bir kez daha gündeme getirdi.
aktifhaber

Tahsin Şahinkaya Hakkında Şok Bilgiler
29 Ağustos 2010

Tahsin Şahinkaya, 11 Eylül 1980'de ABD'den döndü, ertesi gün darbe oldu. İşte Şahinkaya ile ilgili yıllardır bir türlü araştırılamayan iddialar:

Dünyaca ünlü Time Dergisi'nin 'Dünyanın en zengin 50 generali" arasında gösterdiği 12 Eylül'ün kudretli generali Tahsin Şahinkaya'nın babası "Topal Mehmet"in cebinde 1 kuruş bile yoktu.

Dünyaca ünlü Time Dergisi'nin "Dünyanın en zengin 50 generali arasında gösterdiği Tahsin Şahinkaya, Topal Mehmet'in oğluydu. Şahinkaya Ailesi, 1. Dünya Savaşı sırasında eski adı "Horovi" olan Trabzon'a bağlı Düzköy'de yaşıyordu. Yöredeki herkes gibi, onlar da açlık sınırındaydı. Şahinkaya'nın babası Mehmet Bey, Rus işgali ile birlikte köyünü terk edip, Merzifon'a kaçmak zorunda kaldı.

Giderken de yanında bir çöp bile götüremedi. Merzifon'da bir evlilik yaptı ve Tahsin Şahinkaya dünyaya geldi. Daha sonra askeri okula giden ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na kadar yükselen Tahsin Şahinkaya, 12 Eylül Darbesi ile birlikte "Milli Güvenlik Konseyi Üyeliği" sıfatını kazandı. Türkiye'yi yöneten 5 kişi içinde yer aldı. Ardından da Time Dergisi'nin araştırması sonucu "Dünyanın en zengin 50 generali" arasına girdi.

23 MİLYONLUK RÜŞVET
Allah, kendisine "Yürü ya kulum" demişti, ama Tahsin Şahinkaya'nın nerelerde yürüdüğü ve hangi yolları kat ettiği bir türlü ortaya çıkmadı.

Türkiye'de bir ihtilal yönetimi vardı ve böyle bir sorunun sorulması bile intihar anlamına gelirdi. Ardından da 1982 Anayasası'na konulan geçici 15. maddeyle diğer Konsey üyeleri ile birlikte Şahinkaya da "dokunulmazlık zırhına" büründü. Ancak, fısıltı gazetelerinde Şahinkaya ismi bir seramik fabrikası ve F-16'ların alımı sırasında verildiği iddia edilen 23 milyon dolarlık rüşvetle anılır oldu.

Demokrasiye geçildikten sonra Şahinkaya hakkındaki iddiaların araştırılması için TBMM'de bir araştırma komisyonu kuruldu. Şahinkaya'yı, Anayasa'nın Geçici 15. maddesi kurtardı ve ANAP'lılar ile birlikte bağımsız milletvekillerinin verdikleri oylarla aklandı.

NASIL ZENGİN OLDUĞUNU ASKERİYEYE SORMAK LAZIM
Şahinkaya'nın baş döndürücü yükselişi, hep muamma olarak kaldı. Üstelik, kendisini ve ailesini tanıyanlar da o günden bu yana "Nasıl?" sorusuna cevap verebilmiş değiller.

Şahinkaya'nın asıl memleketi olan Düzköy'ün eski Belediye Başkanı Avni Akdeniz (77), "Nasıl zengin olduğunu ben bilemem" dedi: "Topal Mehmet burada berberlik yaparmış.

1917-1918 yıllarında Rus işgalinden canını zor kurtarıp Merzifon'a kaçmış. Ben bilemem, oğlu nasıl zengin olduysa oldu. Onu askeriyeye sormak lazım, askeriyede zengin oldu. Babası buradan giderken bir çöpü yoktu. Nasıl zengin olmuş, onu askerler iyi bilir." Akdeniz, 12 Eylül 1980 İhtilali'nin ardından "memleketimizin çocuğu" deyip, Şahinkaya'yı ziyaret için Ankara'ya gittiğini de belirterek, şunları söyledi: "Önemli adamdı, Türkiye'yi idare eden 5 kişiden biriydi. Beni yanına bile sokmadı. Açık söylüyorum, memlekete de hiçbir faydası olmamıştır. Burada uzaktan akrabaları var. O dönemde dedesinin kardeşi Ahmet Şahinkaya ile görüştüklerini biliyorum. Fakat ona da faydası olduğunu sanmıyorum. Zaten Ahmet Bey vefat etti. Burada sadece çok uzak akrabaları kaldı." Akdeniz'in söylediklerini, Düzköy'e bağlı Aykut Beldesi'nin yeni Belediye Başkanı Muhammet Topaloğlu da doğruladı. Topaloğlu, "Buradaki insanlar ekonomik zorluklar yüzünden sürekli göç ederler. Düzköy'ün tamamı bir kişinin olsa, Ege ve Akdeniz'deki normal bir insanın standardını yakalayamaz" dedi.

1980 İhtilali'nin mimarı Kenan Evren, hep "Ülkeyi uçurumun kenarından çekip aldık" sözlerini tekrarlayıp durdu. O günden bu yana da Evren ve arkadaşlarının ülkeyi kurtarıp kurtarmadıkları tartışılıyor. Ancak, tartışılmaz gerçek, dönemin Milli Güvenlik Konseyi Üyesi Tahsin Şahinkaya'nın kendisini çok iyi kurtardığı!

Buna karşılık Şahinkaya'nın hangi sihirli formülü kullandığını bilen yok.

HAKKINDA YILLARDIR ARAŞTIRILMAYAN İDDİALAR
Tahsin Şahinkaya, 11 Eylül 1980'de ABD'den döndü, ertesi gün darbe oldu. İşte Şahinkaya ile ilgili yıllardır bir türlü araştırılamayan iddialar: n 19 Mart 1976'da Northrop uçak şirketi, askeri uçak alımları için Türkiye'de bazı yetkililere rüşvet verdiğini açıkladı. Pek çok ülkede hükümetlerin başını yiyen bu skandal, Türkiye'de araştırılmadı. n Yıllarca süren F-16 uçaklarının ihalesi 1983'de sona erdi.

Amerikan Kongresinde hakkında soruşturma açılan General Dynamics Şirketi'nin eski Başkan Yardımcısı Veliotis, Türkiye'ye 23 milyon dolar rüşvet verildiğini açıkladı. TBMM'de bir araştırma komisyonu kuruldu. Şahinkaya, ANAP'lı ve bağımsız milletvekillerinin oyu ile aklandı. n Şahinkaya'nın adı, ünlü MİT Raporu'na da girdi: "Tahsin Şahinkaya, Sarı Avni, Behçet Cantürk, Dündar Kılıç, Fahrettin Aslan ile inşaat ve ihale mafyasıyla ilişkilidir. Bu alandaki ilişkilerine ait ifadeler ve teyp bantları bulunmaktadır." n Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı'nın verdiği bilgilerle yazılan mektup, Devlet Başkanı Kenan Evren'e gönderildi. Mektupta, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya'nın rüşvet aldığı tarif ediliyordu. Ancak, bu mektupla ilgili hiçbir işlem yapılmadı.
takvim

Emekli Albay'ın Paşa İsyanı!
05 Eylül 2010
Emekli Albay T.Ç. geniş imtiyazlara sahip olduğu gerekçesiyle generalleri TBMM’ye şikâyet etti.

Emekli Albay T.Ç. geniş imtiyazlara sahip olduğu gerekçesiyle generalleri TBMM’ye şikâyet etti. Meclis Dilekçe Komisyonu, “Nihayetinde hepimiz devlet memuruyuz. Tuvalet ve berber ayrımı, ağrıma gidiyor” diyen T.Ç.’nin başvurusunu işleme aldı

Emekli Albay T.Ç. geniş imtiyazlara sahip olduğu gerekçesiyle generalleri TBMM’ye şikâyet etti.

TBMM’ye başvurusunda lojmandan, hastaneye kadar generallere büyük imtiyazlar tanındığını savunan T.Ç., “Bu kadar imtiyazın doğru olmadığını düşünüyorum. Nihayet devlet memuruyuz. Özellikle tuvalet ve berber ayrımı bir emekli albay olarak ağrıma gidiyor” dedi. TBMM, T.Ç.’nin başvurusunu işleme aldı.

T.Ç., 13 Ağustos 2010’da TBMM Dilekçe Komisyonu’na yaptığı başvuruda asteğmen ile mareşal arasındaki rütbeli şahıslara “subay” denildiğini kaydederken, medyada “generaller ve subaylar” şeklinde tanımlama yapılmasının yanlış olduğunu, generallerin de subay nitelendirmesi içinde bulunduğunu kaydetti.

“Paşam” demeyi severler

“Paşa” lakabının Osmanlı dönemine ait olduğunu, bu lakabın özel imtiyazlı mülki ve askeri yetkililere verildiğini anımsatan T.Ç., “Günümüzde generallerde mülki yetki yoktur. Sadece askeri yetkileri vardır. Bu lakap da yasaklanmıştır. Ancak, TSK’da general rütbesindeki subaylar birbirine ‘paşam’ demesini severler” dedi.

Görülmemiş ayrıcalık

Türkiye’de generallerin dünyanın hiçbir ordusunda görülmeyen ayrıcalıklara sahip olduğunu öne süren T.Ç., bunları, “özel konut, eşlerine sivil plakalı araç ve şoför, orduevlerinde ve dinlenme tesislerinde özel çay, yemek salonları, general/amiral tuvaletleri, berberleri, özel havuz ve plajları, general şezlongları ve denize girme yerleri, otoparkları, hastanelerde özel odalar” olarak sıraladı.

Bana 6 ay sonraya gün verdiler

General ve amirallere hemen her türlü tetkikin yapıldığını, ancak albay olmasına rağmen kendisine bir MR için 6 ay sonraya gün verildiğini savunan T.Ç., generallere emekli olduktan sonra TSK vakıflarında veya özel sektörde yönetim kurulu üyelikleri verildiğini vurguladı.

Ağrıma gidiyor

Generaller öldüklerinde şehitlerde olduğu gibi gazetelere ilan bile verildiğini kaydeden T.Ç., “Kısacası yazmakla bitmiyor. Bir-iki yerde subay salonları göstermelik olarak var. Her gelen oturabilir. Ancak general/amiral salonuna yanlışlıkla oturun hemen yanınıza er geliyor, ‘Burası general ve amirallere ait’ deniyor. Bu kadar imtiyazın doğru olmadığını düşünüyorum. Nihayet devlet memuruyuz. Özellikle tuvalet ve berber ayrımı bir emekli albay olarak ağırıma gidiyor” ifadelerini kullandı.
TBMM Dilekçe Komisyonu, T.ǒnin başvurusunu işleme aldı. Komisyon başvuruyu araştırarak T.ǒye neler yapıldığı ve alınacak kararlar konusunda bilgi verecek.

BAŞBUĞ ZAMANINDA

Astsubaylar için bir ilk yaşanmıştı
Askerler arasındaki imtiyaz farkı geçmişten günümüze kadar süren bir sorunu oluşturuyor. Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un Gazi Orduevi’ndeki 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonuna astsubayları da davet etmesi büyük yankı yaratmıştı. Emekli Org. Başbuğ’un bu jesti astsubaylar tarafından memnuniyetle karşılanırken, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Başkanı Mustafa Erol, yıllardır görevdeki astsubayların subaylardan ayrı kutlama yapmak zorunda kaldığını belirterek, “Üst rütbeli subaylar bizim kendi ordu evlerimizde düzenlediğimiz kutlamalara uğrarlar gönlümüzü alırlardı. Bir saat kadar kalırlar, sonra Gazi Orduevi’ndeki resepsiyona giderlerdi. Bizim derneğimize davet geliyor ama şimdi görevdeki astsubaylar için tarihte bir ilk yaşanıyor. Olması gereken buydu” demişti. TSK’da sayıları 100 bini bulan astsubaylar birçok alanda subaylarla aynı ayrıcalıklara sahip olamamaktan yakınıyor. Özellikle sosyal tesis ve lojman tahsisinde bu ayrımcılık daha çok göze çarpıyor. Subaylar, Türkiye’nin her yerindeki orduevlerinden yararlanırken astsubaylar bazı orduevlerine hâlâ giremiyor. Bu ayrımcılık son olarak OYAK’la da gündeme gelmişti. Emekli astsubaylar OYAK yönetiminde yer alma hakkına sahip olmadığı için isyan etmiş, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşımışlardı.
Kaynak: Milliyet

Ajan hayat kadınları komutanları avladı
12 Eylül 2010
İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından, çok sayıda general, amiral ve üst düzey bürokratı ağına düşüren fuhuş çetesine yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin önemli ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor. Kadıköy Hasanpaşa'daki fuhuş evinde yapılan aramada ele geçirilen bilgiler ışığında derinleştirilen operasyonda çete adına çalışan hayat kadınlarından bazılarının yabancı istihbarat birimleri adına hareket ettiği tespit edildi. Devreye sokulan istihbarat birimleri çete için çalışan yabancı uyruklu hayat kadınlarından bazılarının Türkiye'yi terk ettiğini tespit etti. Bu kadınlardan 3'ünün sahte kimliklerle Türkiye'ye giriş yaptığı ve bir ülkenin istihbarat örgütü adına hareket ettikleri öğrenildi. Üç hayat kadınının Türkiye'de bulundukları süre içinde üst düzey temasta bulunduğu ortaya çıktı. Fuhuş evinde bulunan "İrtibata Geçilmiş Bilgi Kaynağı" isimli dosyada istihbarat birimleri ile bağlantılı olduğu tespit edilen 3 hayat kadını bazı komutanlarla birlikte eşleştirilmiş. Kadınların özellikle üst düzey subaylardan B.B, Z.S, M.T., A.T., C.Ü., A.K, S.E. S.Ç. , H.Ö., A.A. G.Ç., O.H., A.D., F.K. , A.S. , C.A., K.E. , Ş. A., E.A., A. T., R.O., ile birlikte oldukları tespit edildi. '

UZAK UFUK PROJESİ' EVDE

Sabah gazetesinin haberine göre; İstanbul ve Kocaeli'ndeki fuhuş evlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerin Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehlikeye düşürecek çok önemli askeri sırlar içerdiği belirtildi. Ele geçirilen belgeler arasında Türkiye'nin ve özellikle Deniz Kuvvetleri Araştırma Merkezi Komutanlığı tarafından yürütülen kritik savunma projelerine ilişkin çok önemli belgeler bulundu. Belgeler arasında Ege Denizi'ndeki her hareketi yakın takibe alan "uzun ufuk projesi"nin yanı sıra Gemi Entegre Savaş İdaresi Sistemi (GENESİS) projesi, deniz hava projeleri, radar sistemlerine ilişkin bilgiler ve tatbikat senaryolarının yer aldığı tespit edildi.netgazete

30 Yıldır Karanlıkta Kalan Dosya

20 Eylül 2010
Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin yargı zırhının kaldırılması üzerine 30 yıldır karanlıkta kalan “F-16 yolsuzluğu” dosyasının açılması için harekete geçildi.
DSP, 12 Eylül 1980’de gündeme gelen F-16 yolsuzluğunun aydınlatılması için hazırlanan önergeyi bugün imzaya açıyor. Milli Güvenlik Konseyi üyesi Tahsin Şahinkaya’nın ismi F-16 uçaklarının alımında 23 milyon dolarlık rüşvet iddiasıyla gündeme gelmiş, ABD rüşvetin kime verildiğini açıklamamıştı.

12 Eylül darbesini yapan Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin yargı zırhının kaldırılması üzerine DSP milletvekilleri de 30 yıldır karanlıkta kalan “F-16 yolsuzluğu” dosyasının açılması için harekete geçti.

DSP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Macit, 12 Eylül 1980’de gündeme gelen, ancak aydınlatılamayan F-16 yolsuzluğunun yeniden araştırılması için hazırladıkları önergeyi bugün imzaya açacaklarını söyledi.

TBMM İçtüzüğü’ne göre Meclis araştırması açılabilmesi için 20 milletvekilinin imzası gerekiyor. DSP’nin ise Meclis’te 6 sandalyesi bulunuyor. Macit, “Biz geçici 15’inci maddenin kaldırılmasının yargılama için yeterli olmadığını söyledik. Ama şimdi bu yol açılacak ise yolsuzluk konusunda da hesap sorulması gerekir. Tüm partilere çağrıda bulunacağız, Tahsin Şahinkaya’nın dosyasının yeniden açılmasını istiyoruz. Bu araştırmayı bu dönemki Meclis yapsın” dedi.

ABD isim vermedi

85 yaşındaki Tahsin Şahinkaya, Kenan Evren ve Nejat Tümer’le birlikte Milli Güvenlik Konseyi’nin yaşayan üç üyesi arasında bulunuyor. Şahinkaya’nın adı, 1980 sonrası F-16 uçaklarının alımında 23 milyon dolarlık rüşvet iddiasıyla gündeme geldi. O dönem ABD’li firmalar, uçak alımları için Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde rüşvet verildiğini açıkladı. Bu soruşturma bazı ülkelerde hükümetleri sarstı. ABD Kongresi’nin raporu üzerine Türkiye’de de tartışmalar büyüdü. Ancak ABD, rüşvetin kime verildiğini açıklamadı.

En zengin 50 general listesinde

Dönemİn Halkçı Parti Milletvekili Cüneyt Canver, yolsuzlukta Tahsin Şahinkaya’yı işaret eden kuşkular üzerine Meclis’e araştırma önergesi verdi. Ancak 300 sayfalık dosyası arabasından çalınınca Canver, “Değerli bir Türk generalinin hakkındaki dedikoduların doğru olmadığı ortaya çıksın diye önerge verdim” dedi. Şahinkaya, kurulan araştırma komisyonunda, Anayasa’nın geçici 15’inci maddesindeki hüküm nedeniyle ANAP ve bağımsız milletvekillerinin oylarıyla aklandı. Sonraki yıllarda Şahinkaya, Time Dergisi’nin “dünyanın en zengin 50 generali” listesine girdi. aktifhaber

Kilisedeki "ŞOK" İsim
08 Kasım 2010

Tugay Komutanlığı yaptığı dönemde başörtülü anneleri çocuklarının yemin törenine almayan Tuğgeneral Naim Babüroğlu'nun isminin, kilise cemaatinin sitesinde yer aldığı iddia edildi.
Dünya Kiliseler Birliği'ne bağlı Boyd&boyd Ministries isimli ABD merkezli Hıristiyan cemaatin internet sitesinde ilginç bir isim dikkat çekti.

www.boydboydministries.com internet sitesinde “Player List” (Dua listesi) başlığı ile yayınlanan bir listede Naim Barburoğlu isminin yer aldığı görüldü.

Bu isim Manisa'da Tugay Komutanlığı yaparken başörtülü anneleri çocuklarının yemin törenine almayan ve örtülü anneleri çocuklarının yemin törenini tel örgü arkasından izlemeye mahkum eden Tuğgeneral Naim Babüroğlu'nu çağrıştırdı.

Yapılan araştırmada şu an Ege Ordu Komutanlığı Hareket Kurmay Başkanlığı yapan Naim Babüroğlu'nun soyadını daha önce mahkeme kararıyla değiştirdiği belirlendi.

Tuğeneral Babüroğlu'nun garip bir şekilde Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak, “Barburoğlu” olan soyadını “Babüroğlu” olarak değiştirdiği tespit edildi. Babüroğlu'nun Van'da 6. Hudut Alay Komutanı olarak görev yaptığı biliniyor. Sosyal paylaşım sitesi facebook'ta araştırma yapıldığı'nda Naim Babüroğlu'nun Antakya'da çok sayıda Barbüroğlu soyisimli akrabası bulunduğu görülüyor. Fakat Tuğgeneral'in soyadı akrabalarının aksine Babüroğlu...

BABÜROĞLU TANIDIK BİR İSİM

Naim Babüroğlu, 2008 yılında yemin törenine gelen bazı asker yakınlarını başörtülüler diye kışlaya sokmamıştı. Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı'nda düzenlenen yemin töreni için kışlaya gelen bazı asker yakınları, başörtülü oldukları gerekçesiyle nizamiyeden içeri sokulmamıştı. İçeri sokulmayan asker yakınları, İzmir Caddesi üzerindeki tel örgü arkasından yemin törenini izlemek zorunda kalmıştı. Filistin'de İsrail'in 40 yaşından genç olanları Kudüs'e sokmadığı gibi, Paşa da 40 yaş altındaki başörtülüleri yemin töreni alanına sokmamıştı.

Babüroğlu, sadece başörtülü asker annelerini yemin törenine sokmaması ile gündeme gelmedi. Babüroğlu, 2008 yılında dönemin Manisa Belediye Başkanı Bülent Kır'ın eşi Av. Selma Kır'ın eşinin başörtüsünü bahane ederek Valiliğin düzenlediği 29 Ekim resepsiyonunu terk etmişti.

CEMAATİN TÜRKİYE BAĞLANTILARI ÇOK İLGİNÇ

Body&Body Ministers isimli Hıristiyan Cemaatin bağlı olduğu Dünya Kiliseler Birliği'nin Türkiye bağlantıları da oldukça dikkat çekici. Bu bağlantılar arasında en öne çıkanı, 1920 yılında İsviçre'de kurulan Dünya Kiliseler Birliği'nin kurulmasının İstanbul Rum Patriği tarafından teklif edilmesi. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra 1948 yılında 147 ülkeden kiliselerin katılımıyla yenilenen Dünya Kiliseler Birliği ayrıca Türkan Saylan'ın kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ni de desteklemişti. Başkanı olduğu ÇYDD'de aramalar yapılan Türkan Saylan, Dünya Kiliseler Birliği'nden yardım aldıklarına dair belge düzenleyen MİT'e ateş püskürmüş ancak daha sonra gerçeği şu cümlelerle itiraf etmişti; “Tüm hukuki mücadelemiz sürecek. Sağ basın üzerimize yıllardır leke atmaya çalışıyor. Aslı astarı yok. Dünya Kiliseler Birliği verdiyse de cüzi bir şey vermiştir.”
Kaynak: Yeni Akit

Şantaj Çetesine 'Paşa Kızı' Kıyağı
13 Kasım 2010
Asker ve bürokratları hedef aldığı iddia edilen Deniz Kuvvetleri'ni sarsan askeri casusluk ve şantaj soruşturmasında, şantaj elemanlarına paşa kızı kıyağı.
Asker ve bürokratları hedef aldığı iddia edilen Deniz Kuvvetleri'ni sarsan askeri casusluk ve şantaj soruşturmasında Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit'in kızı ve damadıyla Tümamiral Fikret Güneş'in eşi 'mağdur' sıfatıyla ifade verdi

Deniz Kuvvetleri'ni sarsan askeri casusluk ve şantaj soruşturmasını yürüten Savcı Fikret Seçen, tutuklanan emekli Albay İ. S.'ye ait olduğu iddia edilen flash bellekteki 'fişleme' belgeleriyle ilgili harekete geçti. Albay İ. S.'nin evindeki flash bellekte Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit'in kızı Sibel ile damadı Ali İhsan Kuli'nin özel görüşme kayıtlarının olduğu öne sürülmüştü. Çiftin msn ve mail görüşmelerinin uydudan izlendiği, tatilde bile fotoğraflarının çekildiği de iddialar arasında yer almıştı. Savcı Şeçen, dün Sibel ve Ali İhsan Kuli çifti ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanı Tümamiral Fikret Güneş'in eşi Manolya Güneş'in 'mağdur' sıfatıyla ifadesini aldı.

Adliyeye dün ilk olarak Tümamiral Güneş'in eşi Manolya Güneş geldi. Tüm internet hareketlerinin çete tarafından izlediği ve özel fotoğraflarının de çetenin elinde bulunduğu iddia edilen Manolya Güneş, Seçen'e ifade verdi. Güneş, şikayetçi oldu. Savcı tarafından ifadeye çağırılan Fikret Güneş'in kızı Damla Güneş ise yurtdışında olduğu için gelmedi.

Adliyeye öğleden sonra da Deniz Kuvvetleri Komutanı Yiğit'in kızı Sibel ve damadı Ali İhsan Kuli geldi. Kuli çifti, görüntü alınmaması için yemekhane kapısını kullandı. Delilleri de inceleyen çift, Seçen'e yaklaşık 30 dakika ifade verdi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Yiğit'in kızı Sibel ile damadı Ali İhsan Kuli'nin tutuklu emekli Albay İ. S. ve diğer şüphelilerden şikayetçi olmadıkları öğrenildi.

ALBAY DNA TESTİ İSTEDİ
Askerİ casusluk ve şantaj soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Albay İ.S.'nin avukatı DNA testi yapılarak deliller üzerindeki parmak izlerinin karşılaştırılmasını istedi. Avukat Mahir Işıkay, soruşturmayı yürüten savcılıktan müvekkilinin evinde ve işyerinde bulunduğu iddia edilen CD-DVD-flash bellek-hafıza kartları üzerinde parmak ve vücut izi araştırması yapılmasını istedi. Müvekkiline ait olduğu iddia edilen ajandanı yazılarla karşılaştırılmalı grafolojik inceleme yapılmasını talep edenIşıkay,bulunduğu iddia edilen tüm delillerle ilgili müvekkillinin bağlantısının tespiti için DNA tespiti yapılmasını da istedi.

SONRA KAYDEDİLDİ İDDİASI
Askerİ casusluk ve santaj soruşturmasında tutuklanan Albay T.Z.'nin avukatı müvekkilinin tahliyesini istedi. Tutuklu İ..S.'den ele geçirildiği iddia edilen CD'de Albay T.Z.'ye ait olduğu öne sürülen iki klasörün bulunduğunun savcılık makamı tarafından iddia edildiğine dikkat çeken müvekkil avukatı, dilekçesinde 'bahse konu olan 'Flash belleğe el konulduktan iki gün sonra' son kez kaydedilmiştir. Yani bu belge dosyasına ilişkin bilgiler ya maniple edilmiş ya da gerçek değildir' diyerek tahliye talebinde bulundu.

TÜM İTİRAZLAR REDDEDİLDİ
Askerİ casusluk ve şantaj çetesine yönelik soruşturma kapsamında mahkemece serbest bırakılan 8 kişinin tutuklanması için yapılan itiraz reddedildi.
Soruşturmada tutuklanan emekli Albay İ.S.'nin de aralarında olduğu 7 kişinin tahliyesi için yapılan itirazlar da kabul edilmedi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 35 kişiden tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edilen 9 kişi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından serbest bırakılmıştı. Soruşturma savcısı Fikret Seçen bu karara itiraz ederek 8 kişinin tutuklanmasını istemişti. Talebi değerlendiren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, Seçen'in talebini reddetti.
Tutuklanan 16 kişiden emekli Albay İ. S.'nin de aralarında olduğu 7 kişinin tahliye istemi de mahkemece reddedildi.
Kaynak: Akşam

Lizbon'da Türk Komutanı skandalı
23 Kasım 2010
Lizbon'da skandal: NATO'daki Türk komutanı Cumhurbaşkanını karşılamadı.

Türkiye'nin NATO nezdindeki askeri temsilcisi Hava Korgeneral Mehmet Veysi Ağar'ın zirve için Lizbon'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü karşılamadığı belirtildi. NATO'daki en üst düzey Türk komutanı olan Veysi Ağar'ın zirveden 2 gün önce Lizbon'a geldiği, kendisine "Cumhurbaşkanını karşılayacak mıyız?" diye sorulunca da "Ne karşılaması, zaten karısını da alıp gelmiş." dediği öne sürüldü. Diplomatik kaynaklar, Korg. Ağar'ın Lizbon Havaalanı'ndaki cumhurbaşkanını karşılama törenine katılmadığını doğrularken, komutanın Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Gül'ü kaldıkları otelde de üniformasıyla karşılamadığı ifade ediliyor. habertaraf

“Başarısız Komutanlar” ve çürük “paşa yakınları”
Serdar ARSEVEN
sarseven@hotmail.com
27 Kasım 2010
Başarılı muhabirimiz Kemal Gümüş, hangi paşa yakınının “çürük” raporu almak suretiyle askerlik muafiyeti elde ettiğini çok uzun bir liste halinde ortaya koymuştu.

Biz de Genelkurmay’a “Bu konuda gerekli çalışmanın yapılıp yapılmadığını” sormuştuk.

Aradan iki sene geçti; Genelkurmay’dan “dosyaların yeniden açılacağına” dair bir işaret alamadık.

Bu konuda sürekli olarak “hatırlatmada” bulunmuş olmamıza rağmen ses çıkmadı.

Tuhaf;

Eski Bakan Bahattin Şeker’in “askerlik” işini didik didik edip “yeniden askerlik” yaptıran irade, Vakit haberini ihbar kabul edip meselenin aslını feslini ortaya dökmek için harekete geçmiyor.

Mesela, listedeki bütün “çürük paşa yakınlarını” yeniden muayeneye çağırmıyor.

Vakit’in bu büyük hizmetini, kafalardaki istifhamları gidermek için bir fırsat olarak görmüyor.

Biz, “Olan biten tesadüften ibarettir. Kim çürük raporu almışsa mutlaka çürüktür!” diye yırtınaduralım.

Asker, bu savunmamıza destek vermek için harekete geçmiyor.

Vesaire...

Hükümet’in üç paşayı muhteşem bir kararla devre dışına itmesinin ardından “Komutanlar terörle mücadelede başarısız!” yargısının ortaya çıkması üzerine bu konuyu yeniden gündeme getirelim dedik.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne gönderdiği savunma yazısında Gediktepe, Aktütün, Hantepe gibi “PKK-Derin Devlet terör örgütü”ne maalesef büyük “reklamasyon” fırsatı sunan “başarısızlık” örneklerine dikkat çekiyor Hükümet.

Bence “Balyoz”dan çok daha önemli bir nokta bu.

Bu kadar çok darbe yapan, muhtıra veren, hükümetler tehdit eden bazı grupların “sivil iradeyi” yıkmak için her yolu mubah saymasının şaşırtıcı tarafı yok.

Lâkin; “Bin oğlum olsa binini de PKK’nın üzerine yollarım” ruh halini yıllar boyunca muhafaza eden kahraman anne-babaların terörle mücadeledeki “sıkıntılara” muttali oldukça, şaşkınlık ve acı dehlizlerinde boğulduklarını biliyoruz.

“BBG evi gibi gözetlendiği” iddia olunan bölgenin, PKK teröristlerinin “alay edercesine” cirit attıkları ve yine alay edercesine Memet’lerimizi toplayıp götürdükleri bir “utanç alanı” haline gelmesinin izahı şart!..

Hiçbir kurumun bütün mensupları dört dörtlük değildir; terörle mücadelede “personel hatasından” kaynaklanan zaaflar olabilir.

Önemli olan bu zaaflardan dolayı hesap sorulması ve kahraman anne ve babaların kalplerinin mutmain edilmesidir.

Onbinlerce vatan evlâdının hayatını kaybetmesine, trilyonlarca dolarlık kaynağımızın heba olmasına yol açan otuz yıllık kirli serüvenin hiçbir aşamasından hiçbir komutanının sorumlu tutulmaması garip karşılanmaz mı?..

İşte ilk defa bu hükümet bu garabeti ortadan kaldırma yolunda adım attı.

Ve Mahkeme’ye “Komutanlar başarısız!” bilgisini sundu.

“Postal boyamamanın” bile hapislik suç olarak değerlendirildiği bir vasatta terörle mücadeledeki zaaflardan dolayı herhangi bir “komutanın” cezalandırılmamasını kimseye izah edemezsiniz.

Hele şehit ana ve babalarına hiç izah edemezsiniz!..

Hükümet, “Komutanlar başarısız” notuyla terörle mücadeleye büyük katkıda bulunmuştur.

Asker’in üzerine titrediğimiz imajına büyük katkıda bulunmuştur.

Sivil irade olarak Asker’ine sahip çıkmıştır.

Bir mesleğin saygınlığına en çok o mesleği ifa edenler sahip çıkmalıdır.

Bu demektir ki;

yazının başında ifade ettiğimiz “Çürük paşa yakınları” listesini ele almak, çürükleri teker teker çağırıp yeniden muayeneye tabi tutmak da Asker’in görevidir.

Yapılacak inceleme sonucunda bütün “çürük” vakalarının “reel” çıkması en çok bizi memnun eder.

Yanlış oldu, en çok şehit-gazi anne ve babalarını memnun eder!..

Güzel bir döneme giriyoruz; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin “üç paşa meselesine dair” kararı bu aşamadan sonra çok da belirleyici değil.

Bundan böyle her komutan çok daha hassas davranmak mecburiyetinde ya...

Önemli olan bu!..

Anaların, babaların binbir emekle, zahmetle, göz nuruyla yetiştirip komutanlara teslim ettikleri fidanlarımıza sahip çıkmak vatan görevidir.

Hata yapan bedelini öder.

Rütbesi ve makamı ne olursa olsun!..

Yeni Akit

İşte terfi dayatması yapılan o paşa!
Erhan BAŞYURT
ebasyurt@bugun.com.tr
27 Kasım 2010
Terfi dayatması nedeniyle açığa alınan isimler Tuğgeneral Gürbüz Kaya, Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu ve Tümgeneral Halil Helvacıoğlu...

Üçü de Balyoz darbesi sanığı.

Hükümeti devirme planından 5 yıldan fazla süre ile yargılanıyorlar.

Yüksek Askeri Şûra öncesi sivil kanadın askerlere "Balyoz darbesi sanıklarının terfisi önümüze gelirse imzalamayız" dediği biliniyor.

Buna rağmen, haklarında "yakalama emri" bulunan 3 isim için asker üyeler "tek taraflı" terfi kararı alıyor.

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül "Kendisi ve Başbakan Erdoğan'ın terfi kararı alınan toplantıda bulunmadıklarını, 3 ismin terfisi için de herhangi bir kararname hazırlanmadığını" belirtiyor.

Aynı YAŞ'ta Balyoz dışındaki davalardan yargılanan diğer sanık subayların terfisine ise siviller sessiz kaldılar.

Mesela Poyrazköy sanığı Şafak Yürekli albaylıktan tuğamiralliğe yükseldi.

Hatta çifte terfi aldı. Bir tümamiralin getirileceği göreve atandı.

Siviller, Yürekli'nin terfisine ve atamasına onay verdiler.

Başka bir deyişle YAŞ'ın asker üyeleri, haklarında "yakalama emri" bulunmasına ve sivillerin "terfilerini imzalamayız" bildirimine rağmen emekli
_________________
Bir varmış bir yokmuş...


En son Alemdar tarafından Pzr Tem 22, 2012 10:27 pm tarihinde değiştirildi, toplam 2 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi
Alemdar
Site Admin


Kayıt: 14 Oca 2008
Mesajlar: 2402
Konum: Avustralya

MesajTarih: Çrş Arl 15, 2010 9:49 pm    Mesaj konusu: WIKILEAKS BELGE NO: 07ANKARA1258 Alıntıyla Cevap Gönder

'Paşa' Çocukları Paşalar Gibi Çalışıyor
29 Temmuz 2011
Savunma sanayi şirketleri emekli asker ve asker yakınları ile doldurulmuş. Çocukları, gelinleri, damatları, yeğenleri 'yüksek yerlerden' referansla bol maaşlı işlerde...
Pek çoğunun tek özelliği “asker veya asker yakını olmaları.. Savunma sanayi şirketlerinde işe alınmış bu kişilerin sayıları yüzlerle ifade ediliyor. Torpille, yüksek yerlerden referansla yerleştikleri bu şirketlerde 12 bin TL'ye kadar miktarlarda maaş alıyorlar.

ASELSAN, HAVELSAN, TAI TUSAŞ gibi Savunma Sanayi'nin lokomotif şirketleri bugün doğrudan ya da dolaylı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'na(TSKGV) bağlı. Bu şirketlerde TSKGV'nin ortaklığı bulunuyor. Bu nedenle, şirketlerin yönetimi ağırlıklı olarak emekli paşalardan oluşuyor. Vakfın dolayısı ile emekli paşaların savunma sanayindeki etkinliğinden dolayı da bu kurumlara personel sevkıyatının çok kolaylaştığı ve buraların başta emekliye ayrılan TSK personeli olmak üzere, birçok asker yakınına iş imkanı sağlamak için değerlendirildiği anlaşıldı.

PERSONELİN BAŞINDA ESKİ İSTİHBARAT SUBAYLARI VAR

Personel sayısı en yüksek olan ASELSAN ve TAI TUSAŞ'TA görevli iki isim özellikle dikkat çekiyor. Bunlar personel alımlarından sorumlu yetkililer. ASELSAN'ın İnsan Kaynakları Müdürü Nihat Irkörücü, TAI TUSAŞ'ın İnsan Kaynakları Başkanı da Bora Öskiper. Her ikisi de emekli subay ve muvazzaflıklarında istihbarat subayı olarak görev almışlar.

MAAŞI 10 BİN TL

TAI TUSAŞ İnsan Kaynakları Başkanı olarak görev yapan emekli albay Bora Öskiper'in maaşının yaklaşık 10 bin TL olduğu öğrenildi.

İŞTE O İSİMLERDEN BAZILARI:

Akit'in edindiği çok özel bilgilere göre TSKGV'ye bağlı savunma sanayi şirketlerinde çalışan emekli asker ve asker yakınlarından bazıları şöyle:

*Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'in oğlu Kerem Mustafa Koşaner Aselsan'da, gelini Berrin Koşaner ise Havelsan'da çalışıyor.

*Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler'in kızı Eda Taşdeler ile oğlu Mustafa Cem Taşdeler Havelsan personeli.

*Aselsan Genel Müdürü Cengiz Ergeneman: Emekli Albay

BERK'İN KIZI

*Erzincan'daki Ergenekon Soruşturması'nın birinci şüphelisi Orgeneral Saldıray Berk'in kızı Aliye Açıkgöz: TAI'de ‘uzman' olarak çalışıyor.

*Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü E. Korgeneral Hayrettin Uzun'un oğlu Tunç Uzun: Havelsan personeli.

CÖMERT'İN KIZI

*Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Faruk Cömert'in kızı Hande Bilgin ile damadı Özgür Bilgin: Havelsan çalışanı.

*ASELSAN'ın personel alımından sorumlu kişi olan İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Direktörü Nihat Irkörücü: Emekli Jandarma Albay.

*Korgeneral İsmail Hakkı Pekin'in oğlu Burak Hasan Pekin: TAI'de uzman olarak çalışıyor.

*Hava Korgeneral Korcan Pulatsü'nün oğlu Korhan Pulatsü: Havelsan personeli. Paşanın eşinin kardeşleri Özge Hekimoğlu ile Hayrettin Hekimoğlu da Havelsan'da çalışıyor.

*Hava Korgeneral Rıdvan Ulugüler'in oğlu Serkan Ulugüler: TAI personeli.

OTUZBİROĞLU'NUN OĞLU

*Halen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda Korgeneral rütbesiyle görev yapan Balyoz sanığı Mehmet Otuzbiroğlu'nun oğlu Serim Otuzbiroğlu: ASELSAN çalışanı.

TOLON'UN OĞLU

*Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un oğlu Tolga Tolon: TAI personeli.

KILINÇ'IN YEĞENİ

*ETÖ sanığı E. Orgeneral Tuncer Kılınç'ın yeğeni Kubilay Kılınç: TAI'de çalışıyor.

*Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu'nun oğlu Ömer Çubuklu: ASELSAN çalışanı.

*Hava Korgeneral Mehmet Erten'in damadı Selçuk Şahin: Havelsan personeli.

KULOĞLU'NUN OĞLU VE KIZI

*Emekli General Armağan Kuloğlu'nun oğlu Alparslan Kuloğlu Havelsan, kızı Ebru Kuloğlu da ASELSAN çalışanı.

12 BİN TL MAAŞ ALIYOR

*Emekli Hava Tuğgeneral Bekir Ata Yılmaz: TUSAŞ'ta çalışıyor. Emekli paşanın 12 bin TL maaş aldığı öğrenildi.

*Korgeneral Ahmet Turmuş'un oğlu Eyüp Kuntay Turmuş: Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nda uzman olarak çalışıyor.

*Hava Tümgeneral Turgut Atman'ın oğlu Özgür Atman TAI'de, yeğeni Cahit Atman ASELSAN'da çalışıyor.

*Hava Tümgeneral Sinan Şanlı'nın yeğenleri Kaan Kaynar ile Kerem Kaynar Havelsan çalışanı.

*E.Hava Tümgeneral Erol Özgil'in oğulları Kutlu Erman Özgil Havelsan'da, Göktuğ Özgil TAI'de çalışıyor.

*Tümgeneral Alpaslan Erdoğan'ın yeğeni Bilal Kandemir: TAI'de çalışıyor.

*Tuğgeneral Yücel Karauz'un yeğeni İlhan Sezer: TAI personeli.

*Tümgeneral Erkal Bektaş'ın yeğeni Maksut Kav: TAI'de çalışıyor.

*E. Orgeneral Mehmet Kemal Yamak'ın yeğeni Berkuday Berker: TAI personeli. Org. Yamak'ın bir başka yeğeni Özlem Temelli de ASELSAN çalışanı. Yamak'ın torunu Murat Bahadır Narter ise TAI'de...

(Bunlar sadece bazıları)

Yeni Akit




29 Ocak 2011
Hava Pilot Tümgeneral Bertan Nogaylaroğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki görevinden istifa etti

Donanma Komutanlığı’nda ortaya çıkan belgelerin arasında Nogaylaroğlu adına imzaya açılmış, “Oraj Hava Harekât Planı: Komutana Karşı Yapılacak Psikolojik Harekât ve Komutana Destek Verebilecek Personele Uygulanacak Usuller” yazısı bulunduğu öne sürülmüştü.
GENELKURMAY Başkanlığı Dışilişkiler ve Güvenlik İşleri Daire Başkanı Hava Pilot Tümgeneral Bertan Nogaylaroğlu, Donanma Komutanlığı’nda tartışma yaratan son aramaların ardından hakkında çıkan iddialar üzerine TSK’dan istifa etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan Balyoz İddianamesinde, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cumhur Asparuk’a karşı yürütülecek faaliyetlerde rol aldığı öne sürülen Nogaylaroğlu’nun hakkında bu iddialardan ötürü mahkemece takipsizlik kararı verilmişti.

Hudson’a katılmıştı

Nogaylaroğlu, Washington Askeri Ataşesi iken, 2007 yılında Türkiye için dehşet senaryolarının ele alındığı Hudson Enstitüsü’ndeki gizli toplantıya, Tuğgeneral Süha Tanyeri ile katıldığı haberi ile de gündeme gelmişti. Nogaylaroğlu, Washington Ataşeliği’nin ardından 3. Ana Jet Üssü Komutanı olarak atanmıştı. Tümgeneral Nogaylaroğlu’nun adı Balyoz Operasyonu 2. dalgasında çağrıldığı halde ifade vermeye gitmeyen subaylar arasında anılmıştı. 2009’da tümgeneralliğe terfi eden Nogaylaroğlu’nun, bu rütbede üç yıl daha süresi vardı.

Donanma Komutanlığında ortaya çıkan ve Balyoz iddianamesinde yer alan Oraj Planı ile ilgili belgelerde, Nogaylaroğlu adına imzaya açılmış, “Oraj Hava Harekat Planı: Komutana Karşı Yapılacak Psikolojik Harekat ve Komutana Destek Verebilecek Personele Uygulanacak Usuller” yazısı bulunduğu öne sürüldü. Bu yazıda dönemin Hv.K.K Orgeneral Cumhur Asparuk ve ailesine karşı yürütülecek faaliyetler ve alınması gereken önlemler sıralanıyor ve şöyle devam ediyordu: “Harp Akademileri Komutanlığında yapılan hazırlıkların, Hv.K.K tarafından öğrenilmesinin engellenmesi, öğrenilirse çalışmaların jenerik harp oyununa yönelik hazırlıklar olduğu bildirilecek ve bu konu ivedilikle özel kurye aracılığı ile Harp Akademileri Komutanı’na iletilecektir.”

Yazının devamı ek klasörde ise şu iddialar yer alıyordu:

“Devamında Komutan’ın takip edilmesi, kendisinin ve yakınlarının telefonlarının dinlenmesi, Hv.K.K karargâhında çalışan ve Oraj Planı’na destek vermeyecek komutanların tespiti ve bu çerçevede alınacak tedbirler, sıkıyönetim ilanıyla birlikte Org. Cumhur Asparuk’un emniyetinin alınması ve sonrasında kendi isteğiyle emekli olmasına dair dilekçenin imzalattırılması ve Hv. Org. İbrahim Fırtına’nın üstün vasıfları ön plana çıkartılıp, yeni Hv.K.K’nın askeri ve sivil kamuoyunca desteklenmesinin sağlanmasıyla ilgili konulardan bahsedildiği görülmüştür.”
Hürriyet

WIKILEAKS BELGE NO: 07ANKARA1258

Tarih: Aralık 3rd, 2010 ABD, Ankara | Tags: ABD, Ankara, Büyükelçilik,
TARİH: 23 Mayıs 2007
BELGE NO: 07ANKARA1258
GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği
SINIFLANDIRMA: Secret

KONU: Türk ordusu ve demokrasi

1. Türk ordusunun 27 Nisan’da yayımladığı ve siyasi kriz yaratan muhtıranın ardından, ordunun ülke içi ve yurt dışındaki bağlantılarla konuşmayı reddetmesi yüzünden yapay bir suskunluk hali gözlendi. Bu sessizlik, Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun’un ordunun amaçları ve mevcut düşünce sistemiyle ilgili konuşmaya gönüllü olmasıyla birlikte bozuldu. Türkiye’de demokrasiyi ve anayasal süreci desteklemek için bütün oyuncuların karşılıklı olarak uzlaşması ve pragmatizm gerekliliğine vurgu yapmak için bu görüşmeyi kullandık.

2. ABD’nin Türkiye Maslahatgüzarı Nancy McEldowney ile bir araya gelen Saygun, Türkiye’deki ülke içi siyasi konuları gündeme getirdi ve Türk ordusunun neden 27 Nisan muhtırasını açıklamaya zorlandığını anlamanın önemli olduğunu söyledi. Saygun, ordunun sadece Türkiye’nin laiklik sisteminin korumak için sesini yükselttiğini belirtti. Bu, Türk ordusunun gerçekleştirmekte kararlı ve yükümlüğü olduğu birinci sorumluluğudur. Türk anayasasının orduyu laik devleti koruma konusunda güçlendirdiğinin altını çizen Saygun, ordunun da bunu yaptığını ve yapmaya devam edeceklerini söyledi.

3. ABD’nin Türkiye Maslahatgüzarıysa, bu sözlere yanıt olarak Türkiye’nin en değerli özelliğinin laik ve demokratik bir ülke olması olduğunu vurguladı ve bu iki özelliğin korunmaya devam edilmesi gerektiğini söyledi. Maslahatgüzar, ülke genelinde artan gerilim ve kutuplaşmaya dikkat çekti ve ordunun hareketlerinde dikkatli olup, ülkenin menfaatlerini dikkate alması gerektiğini söyledi. Karşılıklı tartışmayı ve istikrarsızlığı önleyip, anayasayla paralel çizgide ilerleyen bir siyasi süreç izlemek Türkiye’nin ve siyasi bağlantısının bir önemi olmadan bütün Türklerin en büyük çıkarıdır.

4. Saygun, ordunun karşılıklı tartışma içine girmek istemediğini ve böyle bir şey yapma niyetinde olmadığını söyledi. Saygun, istedikleri takdirde, sokaklara tankları gönderebileceklerini ancak bunu yapmadıklarını belirtti. Saygun aynı zamanda, ordunun siyasi, ekonomik ve sosyal istikrar konusuna uzlaşma konusuna herhangi bir çaba sarf etmeyen Ak Parti’den çok daha fazla önem verdiğini de ifade etti.

5. ABD’nin Türkiye Maslahatgüzarı, devam eden parlamenter seçimin sorunsuz bir şekilde devam etmesinin önemli olduğunu ve doğrudan halk oylamasının sonuçlarını tamamen kabul ettiklerini söyledi. Saygun, bu söylenenlere içtenlikle katıldığını söyledi ve Genel Kurmay’ın Ak Parti’yle ne parlamento ne de hükümette herhangi bir sorun yaşadığını belirtti. Saygun ek olarak, tek sıkıntılarının istikrarı tehdit eden radikal politikalar olduğunu söyledi.

6. YORUM: Burada, Genel Kurmay’ın devam eden siyasi gerilime yönelik atacağı adımlarla ilgili her kafadan farklı bir ses çıkıyor. En fazla konuşulan şeyse, Ak Parti’nin kapatılıp, bireysel olarak suçlandıkları davaları gündeme getirerek parti liderlerinin güvenilirliğinin sarsılacağı oldu. En dikkatli gözlemciler, ortam halen gergin olduğundan net olarak dile getirilemeyen anlayışı, Genel Kurmay’ın cumhurbaşkanlığı ve İslamcı politikalar konusunda kırmızıçizgilerini belirlediği ve Ak Parti’nin bu sınırları geçmeme konusunda anlaşması olarak gösteriyor. Bütün bu söylentilere rağmen, 22 Temmuz’daki seçimler öncesi manevraların yoğunlaşacağı kesin ve ABD Genel Kurmaylığının demokrasi, uzlaşma ve anayasal sürece sağlayacağı destek ise kritik önem taşımaya devam edecek.

http://www.wikileakstr.com/2010/12/03/turk-ordusu-ve-demokrasi-wikileaks-belge-no-07ankara1258-2/

Paşa Köpeği Bakın Ne Yaptı?

Genelkurmay 2. Başkanı, ölen köpeğini Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı atış poligonu arazisine kazdırdığı mezara törenle gömdü. Arazi lojman yapılmak için devredilince o mezar sorun oldu.
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner’in, Ankara Garnizon Komutanı olduğu dönemde ölen köpeğini iki albay ve bir binbaşının da katıldığı bir törenle Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın atış poligonunun bulunduğu alana gömdüğü ve mezar yaptırdığı ortaya çıktı. O arazi askeri lojman yapılması için devredilince Org. Güner’in, köpeğin mezarını taşıyacak yeni yer bakmaya başladığı ifade edildi.

PAŞA’NIN AYAĞI ÇAMUR OLMASIN!

Orgeneral Güner’in çok sevdiği köpeği hastalanınca Veteriner Binbaşı Zeki Ozan’a götürüldü. Binbaşı Ozan’ın tüm müdahalelerine rağmen Güner’in köpeği kurtarılamadı. Köpeğini oldukça seven Genelkurmay 2. Başkanı Güner’in talimatıyla Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın atış poligonunun bulunduğu araziye erler tarafından mezar kazıldı. Güner’in köpeğin mezar yerine gelirken ayağının çamur olmaması için de tedbir alındı.

MEZARA YOL YAPILDI, KUM DÖKÜLDÜ

Yoldan uzaktaki mezar yeri ile yol arasına önce mucır dökülerek yol yapıldı, sonra da kazılan mezarın etrafına ince kum serildi. Böylece Orgeneral Güner ile birlikte köpeğin cenaze törenine katılan diğer komutanların ayaklarının çamur olmasının önüne geçildi. Köpeğin özel dezenfekte edilmiş tabutta, özel bir beze sarılarak Orgeneral Güner ve bazı komutanların katıldığı törenle gömüldüğü öğrenildi.

‘MEZARA DİKKAT EDİN’ TALİMATI

Orgeneral Güner’in Poligon Sahası’nı yetkisinde bulunduran askeri personele “mezara dikkat edilmesi” yönünde talimat verdiği belirtiliyor. Ancak önceki günlerde Aslan Güner’i tedirgin eden bir gelişme yaşandı. Köpeğin gömüldüğü Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Atış Poligonu Sahası’nın askeri lojman yapımı için devredildi. Bu gelişme üzerine Aslan Güner’in, köpeğine ait mezarı taşınmasının gündeme geldiği belirtildi.

Steril alanda cenaze töreni

Aslan Güner’in köpeği için meai saatinde düzenlediği cenaze törenine Kıdemli Albaylar Hamza Koçyiğit ve Göksenin Okursoy, Veteriner Binbaşı Zeki Ozan ile birlikte bazı astsubaylar ve emir erlerinin katıldığı öğrenildi. Albay Koçyiğit’in sonradan Tuğgenerallik rütbesine terfi ettiği, Albay Okursoy’un ise oldukça önemli görevde bulunduğu öğrenildi.

Kaynak: Star

Tümamiral'in Skandal Tavsiyeleri
29 Aralık 2010

Tümamiral Cem Gürdeniz'e ait olduğu iddia edilen ve internet sitelerine düşen ses kayıtlarının ardından, Gürdeniz'e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı daha Dailymotion internet sitesinde yayınlandı.
Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz’in skandalları bitmek bilmiyor. Dailymotion internet sitesine düşen yeni ses kaydında Cem Gürdeniz’in, çocuklarına inanılmaz tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor.

İŞTE CEM GÜRDENİZ’E AİT OLDUĞU İDDİA EDİLEN O SES KAYDI…
Amerika’ya yerleşmek üzere hayatını kuracaksın tamam mı? Çünkü Türkiye Arplaşıyor, İslamlaşıyor, çok feci bir ülke oluyor.
Amerika şart değil yani Kanada’da olabilir, Japonya’da olabilir, Çin’de olabilir ama sen dışarıda kuracaksın hayatını başka çaremiz yok.
Hepimizi sen kurtaracaksın. Ülkemin pasaportu ve senin aklın ona göre. Ülkemin tabii ülkemin de aklı var. Amerika – Londra bacağını sağlam tut dedim. Can’a da söyle planlarınızı ona göre yapın. Çünkü sizin yaşayacağınız ülke, her metrekaresine bir cami düşecek ve ezandan uyuyamayacaksınız zaten. Çok problemli. Sizin nesil kurtarsın kendini siz kurtarın tamam mı. Sen dediğimi yap, hedefini ona göre çiz.

Daha önce de Tümamiral Cem Gürdeniz’e ait olduğu iddia edilen ses kayıtladı gündeme bomba gibi düşmüştü. Daha önceki ses kayıtlarında ise Gürdeniz’in AKP’ye oy veren kesime ağır hakaretler ettiği ortaya çıkmıştı.

İŞTE GÜRDENİZ’İN DAHA ÖNCEKİ O SES KAYITLARI
C: Dün Ege'yle konuştuk gidiyor New York'a, dört gün New York’ta kalacak. Çok seviyor Newyork'u ya herif.
E: Lan Newyork Amerika 'nın en iyi yeridir lan !
C: Ne tuhaf değil mi? Engin ya hayata bak, sen orda yaşadın, İrem orda
Yaşadı. Şimdi bu herif yaşıyor çok ilginç lan yani var ya..
E: Yanlız sen bu i...(küfür ediyor) sevmiyorsun!
C: Yoo, ben Amerikalıları seviyorum. Benim o kadar iyi arkadaşlarım var
ki Türk'ten daha iyi arkadaşlarım var ya onların içinde.
YUNANLILARI AKP'LİLERDEN DAHA ÇOK SEVİYORUM, YEMİN EDİYORUM.
E: Benim de öyle de bu i...(küfür ediyor) sevmiyorum
C: O i...(küfür ediyor) her zaman ben de mesela AKP'lileri,
Yunanlıları AKP'lilerden daha çok seviyorum, yemin ediyorum.
C: O... ç...(Küfür ediyor)
E: Rantiye partisi olum herifler
C: Gazeteleri okudukça sinirlerim tepeme çıkıyor ya vallahi,billahi..
AKP TAMAMEN POPÜLİST YA, P...(Küfür ediyor)
C: AKP tamamen popülist ya, p...(küfür ediyor) bak İlhan Selçuk geçen
Gün şahane makale yazdı neden herşeyi kadının türbanına indirgiyorlar
dedi.
E: Çünkü en kolayı o da onun için

YANİ FİKİR SAVAŞIYLA FALAN OLMAZ BU
C: En kolayı o tabii, şaklabanlık o işte. Yani fikir savaşıyla falan olmaz bu.
E: Şu an dünyada fikir savaşı olmuyor ki şu an fikir savaşı diye bir şey yok.
ABDULLAH GÜL EFENDİ, BU MUDUR LAN DEMOKRASİ?
C: Ama onlara sorarsan öyle bak ne diyor

Abdullah Gül efendi, demokrasiyle her şeyi hallederiz diyor BU MUDUR?
LAN DEMOKRASİ?
Kaynak: Dailymotion

http://www.aktifhaber.com/tumamiralin-skandal-tavsiyeleri-373443h.htm

Paşa Oğlundaki Cür'et?
03 Ocak 2011
Felis grubunun gitaristi olan Giray Ant Gözkaya yazışmalarından ibretlik satırlar: Paşa babasının oğlu twitter'da millete, İstiklal Marşı'na, polislere küfürler savuruyor. Ülkenin Başbakanı'ndan “Tayyip” diye söz eden Paşa Oğlu, “Yabancı kumar sitelerini nasıl yasaklarsın bize Tayyip?” diye, kumar özlemini dile getiriyor.

Yoğun alkol aldığından bahsediyor.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Harekat Daire Başkanı olarak görev yapan Tuğgeneral Levent Gözkaya'nın oğlu Giray Ant Gözkaya'nın twitter yazışmaları dikkat çekici...
aktifhaber

Koşaner'in Gelini TORPİLLE İşe Girmiş
30 Temmuz 2011

Dün hangi paşa yakınının hangi savunma sanayi şirketinde çalıştığını liste halinde veren Yeni Akit, bugün de işe girenlerden bazılarının torpil belgelerini yayınladı.
Yeni Akit'in dünkü savunma sanayi şirketlerinin emekli asker ve asker yakınları ile doldurulduğunu anlatan "Çocukları da Paşalar gibi" haberi gündeme bomba gibi düştü.

Gazete bugünkü sayısında da Aselsan, Havelsan gibi şirketlere giren general yakınlarıyla ilgili bir torpil belgesi yayınladı.

O torpil belgesi de dün Balyoz ve Ergenekon tutuklusu muvazzaf subaylara destek vermek için emekliliğini isteyen Eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner'in geliniyle ilgili.

İşte Akit'in bugünkü haberi;

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'in oğlu Kerem Mustafa Koşaner'in ASELSAN, gelini Berrin Koşaner'in ise HAVELSAN'da çalıştığını dünkü haberimizde aktarmıştık.

Dünkü “Çocukları da PAŞA gibi” haberimiz gündeme bomba gibi düştü. Dün sayısız internet haber sitesinin “Akit bombayı patlattı” yorumuyla alıntıladığı haberimiz, milletin çocukları memleketin dört bir yanında ve özellikle Güneydoğu'da askerlik yaparken birçok paşanın ve emekli askerin çocuğunun savunma sanayinde köşeleri kaptığını ortaya koyuyordu. Haberimizle, ballı paşa çocuklarını isim isim deşifre etmiştik. Bugün de bu paşa çocuklarının ASELSAN, HAVELSAN, TAI TUSAŞ gibi savunma sanayi şirketlerine torpille yerleştirildiklerini ortaya koyan örnek bir belge yayınlıyoruz. Bu belge hem de TSK'nın en tepesindeki isimle yani Genelkurmay Başkanı Org. Koşaner'le ilgili...

BU DA TORPİL BELGESİ

Koşaner'in gelini Berrin Koşaner'in HAVELSAN'da nasıl işe başlatıldığının belgesine ulaştık. Ulaştığımız belgeye göre, Berrin Koşaner HAVELSAN'a geçerlilik süresini yitirmiş bir KPDS notu ile girmiş ve işe girmesini bizzat HAVELSAN Genel Müdürü takip etmiş.

YAPTIĞI İŞLEMİN USULSÜZ OLDUĞUNU DA İTİRAF EDİYOR

2010 tarihli belgede HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Faruk A. Yarman, Berrin Koşaner'in kurumda işe başlatılması için şöyle talimat veriyor: “Şirketimize iş başvurusunda bulunan Sn. Berin KOŞANER Personel Seçme Esasları Prosedürü kapsamında önkoşul olarak KPDS sınavına 2005 yılında girmiş ve yeterli puanı almıştır. (KPDS 80) Her ne kadar bu sınavların 3 yıl geçerliliği bulunsa da, ilgili adayın işe yerleştirilebilmesi için işe alım prosedürünün devam etmesi ve Personel Değerlendirme Kurulu'ndan da geçer not alması durumunda istihdam edilmesi hususunda gereğini rica ederim...”
aktifhaber

Çileden Çıkaran Paşa Menüsü
05 Ağustos 2011
İhmaller, hatalar, hatta bazen kasıtlarla şehit olan erlerin ardından "'Hiç önemli değil, ufak tefek hata" açıklamaları yapılırken paşaların keyiflerinden taviz yok!..
Sabah Yazarı Sevilay Yükselir, bugün köşesinde şok eden bir belgeye yer verdi. Gerçekleştirecekleri bir seyahat öncesi komutanlığın özel kalem müdüründen kolorduya çekilen faksta Kuvvet Komutanı ve eşinin rahat ettirilmesi adına herşey en ince ayrıntısına kadar belirtilmiş.

İşte Yükselir'in o yazısı:

Tarih; 1 Ağustos 1992 Yer; Kara Kuvvetleri Komutanlığı-Ankara

Saat; 16.48

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ve eşi Adana'ya, 6. Kolordu Komutanlığı'na bir seyahat gerçekleştirecekler.

İşte bu seyahatle ilgili komutanlığın özel kalem müdürlüğünden 6. Kolordu'ya 2 sayfalık bir faks çekiliyor.

Ancak söz konusu bu faksta komutan ve eşinin saat kaçta kolorduya varacağı filan değil, "Sn. K.K.K'nın takıldığı hususlar" başlığı altında komutan ve eşinin ağız tadı ve keyifleri ile ilgili bütün ama bütün detaylar aktarılıyor karşı tarafa.

Son derece enteresan bu faks dolayısıyla biz de mesela öğreniyoruz ki dönemin kara kuvvetleri komutanı kahvaltıda muhakkak rafadan yumurta istermiş ama bu yumurtanın pişirilme süresi 3 dakika 15 saniyeyi geçmemeliymiş! Ayrıca yine aynı faks dolayısıyla bilgi sahibi oluyoruz ki paşamızın aksine saygıdeğer eşleri hanımefendinin yumurtanın pişirilme yöntemindeki tercihi çok farklıymış! (Yengemizin yumurtası kesinlikle katı olacakmış ama bu katılık katiyen kayısının katılığını filan geçmeyecekmiş!)

Bunun dışında her ikisi de sabah sofrasında muhakkak közde pişirilmiş acısız sivribiber, bol kızarmış ekmek, eritme peynir (markası Pınar olacakmış!) görmek isterlermiş.

Ha bu arada, paşamın ve karısının kahvaltı sonrası alacakları Türk kahvesinin ölçeklerinin belirtilmesi de ihmal edilmemiş. (Mesela paşam bir buçuk kaşık kahveye, 1/4, eşi ise 1 kaşık kahveye 1 şeker katılmış kahve içerlermiş.)

Bu kadarla sınırlı değil tabii aktarılan detaylar.

Daha öğleni var. Akşamı var. Arası var değil mi?

Öyle ya paşa ve eşinin midelerine dair zevkleri kahvaltıdan sonra göz ardı edilecek değil ya koskoca kolordu tarafından!

Mesela en çok deniz ürünlerini tercih ederlermiş ama terbiye edilmiş etlerden de büyük tat alırlarmış. Eşinin aksine komutan hamur işi tatlıları sevmezmiş. Onun tercihi genellikle sütlü tatlılardan yanaymış. Kazandibi, sütlaç ve dondurma gibi.

Meyveler ve sebzeler konusunda da bütün alternatifler sıralanmış.

Çift, ayva, yer elması ve elma tercih ederlermiş ama mesela elmanın muhakkak Amasya ve sert olanından olmasına özen gösterilmesi gerekirmiş.

Arada bir, çok iyi yıkanmış ve kabuğu çok ince soyulmuş salatalıktan da keyif alırlarmış.

Yanı sıra lahana kökü, haşlanmış mısırı da ihmal etmemek gerekirmiş.

Komutanımız puro içermiş. Markası da kesinlikle Panten Megnum diye bişi olmalıymış.

Anlayacağınız her detay tek tek bildirilmiş yani kolorduya!

Viskisinin, rakının markasına kadar (Buz ve su kullanıyormuş paşam. Yani sek içmiyormuş.

Ayrıca rakının export olmasına da dikkat ediyormuş!)

Paşanın ve karısının içtikleri "Nes Cafe"nin de bütün değerlemeleri aynı şekilde aktarılmış.

Marka Gold Lüx olacakmış. Ve yarım kesme şekere, bir buçuk kahve katılacakmış. (Sütlü arzulayıp arzulamadıkları ise her servis öncesi sorulacakmış muhakkak!)

Aktarılanlardan anladığımız kadarıyla sağlıklarına oldukça dikkat eden çiftin bir de şöyle bir özellikleri varmış:

Mesela greyfurt, portakal ve havuç suyunu ayrı ayrı da isteyebilirlermiş, üçünü bir arada da!

Bu detaya çok çok dikkat edilmesi gerekirmiş hani...

İstirahat edecekleri odadaki detaylar da tek tek aktarılmış Adana'ya...

Bir kere odada;

Sade gazoz (Çok soğuk olacak!)

Buzdolabında meyve

Kabuksuz Antep fıstığı, leblebi ve badem...

Kabukları soyulmuş şekilde Foça fındığı her biri ayrı ayrı tabaklarda olmak üzere bulundurulacakmış.

Ayrıca...

Johnson marka kolonya...

Lee Man Cleef after shave!

Rejoice şampuan

Reward sabun

Bir de...

Oda çok sıcak olmayacakmış... TV'nin bütün kanalları ise ayna gibi seyredilebilecek ayara getirilecekmiş!

Ve en önemlisi ise...

"Komutan ve eşinin odasında tek bir kıl parçası bile olmayacakmış!"

Mazallah bulursa...

Kimsenin gözünün yaşına bakmaz, yakarmış!



Gel de yazma!

Biliyorum. Daha önce de, "Paşanın karısına hizmet vatan borcu mudur?" başlıklı yazılarımdan dolayı beni TSK düşmanı, TSK aleyhtarı filan ilan edenlerin bugünkü yazdıklarımdan dolayı yine aynı şeyi yapacaklarını daha şimdiden görüyorum.

Ama umurumda değil.

Ben doğru bir şey yapıyorum.

Sınırlarımızı korumaları, güvenliğimizi sağlamaları, kelle koltukta görev yaptıkları için, "Gözümüzün nuru, başımızın tacı!" diyerek sahiplendiğimiz, yıllar boyu laf söyleyemediğimiz, söyletmediğimiz TSK'yı geçmişte yönetenlerin kurum içindeki ehlikeyf anlayışlarını gözler önüne seriyorum...

Evet. Dikkatinize sunduğum bu belge oldukça eski bir belge...

19 yıl öncesine ait.

Ama siz de biliyorsunuz ki TSK'da, bazı konular, yönetenlerin alt-üst ilişkileri, kurum içinde oluşturdukları yaşam tarzı hemen hemen aynıdır.

Özellikle komuta kademesinde görev yapanların TSK çatısı altındaki hal ve hareketlerinin, altındaki personelle ilişkilerinin, onlara davranışlarının benzerlik gösterdiğini daha evvel askerlik yapmış her Türk erkeğinin bildiğine adım gibi eminim.

Muhakkak ki TSK bünyesinde bütün bu genellemenin aksine, elinde bulundurduğu gücü şahsi çıkarları için kullanıp TSK'nın haysiyetini beş paralık etmeyecek, başı dik, şerefli askerlerimiz de var.

Ben bu yazıları TSK'yı yıpratmak için filan değil!

Bilakis!

Bu yazıları, onuruyla, haysiyeti ile görev yapan bütün namuslu askerlerimiz, TSK mensubu kişiler adına yazıyorum...

Böyle biline...
aktifhaber

Bir Orgeneral'in Emekli İkramiyesi?
05 Ağustos 2011
Hiç düşündünüz mü bir orgeneral ne kadar emekli maaşı alır? Peki bir büyükelçi ya da vali? İşte müthiş çarpıklık...
Emekli Büyükelçi Volkan Bozkır'ın dün twitter'dan yazdığı mesaj müthiş bir çarpıklığı ortaya çıkardı.

Hani askeri vesayet tartışmaları yapılırken verilen bir örnek vardır ya. Tapu Kadostra Müdürlüğü'na ya da Devlet Su İşleri Müdürlüğü'ne atama yapılırken bu kadar konuşulmuyor. Onlar gibi bir bürokrat olan Genelkurmay Başkanlığı'na bir orgeneral atanırken neden bu kadar konuşuyoruz? Ya da kuvvet komutanları atanırken..?

Meğerse öyle değilmiş. Orgenerallerin durumu kağıt üstünde de diğer bürokratlardan farklıymış.

Bir büyükelçinin emeklilik ikramiyesi 75 bin TL, bir orgeneralin emeklilik ikramiyesi ise 600 Bin TL'ymiş..

Hürriyet'in haberine göre TBMM’nin AK Partili Dışişleri Komisyonu Başkanı, Emekli Büyükelçi Volkan Bozkır, Dışişleri Bakanlığı’ndaki 38 yıl 6 aylık çalışmasının karşılığı 75 bin lira emekli ikramiyesine Twitter’dan isyan etti.

Bozkır dün Twitter’da, “40 yıl karşılığı bir büyükelçi ve vali emekliliğinde ikramiye olarak 75 bin lira, bir orgeneral ise 600 bin lira alıyor” yazdı.

Bununla da yetinmeyen Bozkır, bir twit daha yazarak askerlerin yardımlaşma kurumu OYAK’a yüklendi ve, “Batılı ülkelerde OYAK gibi mütevazı amaçlarla kurulup, sonra banka sahibi olan ve demir-çelik sektörünü yöneten bir kurum yoktur. OYAK’ın bu görünümü AB İlerleme Raporlarında da konu edilmektedir” dedi.
aktifhaber

Encümen-i Daniş apartmanı
Adem Yavuz Arslan
Bugün
18 Ekim 2011



Emekli generallerin saltanatını dünkü analizimizde masaya yatırmıştık. Bugün ise detayları paylaşıyoruz. İşte ‘hayat paşama güzel’ dedirtecek ayrıntılar ve tuhaflıklar.

SAYIŞTAY GİREMEDİ

Hatırlanacağı gibi 2009 aralığında ‘kaçak paşakondular’ haberi medyada çokça tartışıldı. Orduevi arazisi içinde kütüphane olarak kullanılan bir bina yıkılarak 10 daireden oluşan 5 katlı bir apartman 32 milyon lira harcanarak yapıldı. Her türlü lüksün olduğu -hatta bazı komutan eşlerinin talepleri yüzünden projenin birkaç kez değiştirildiği- 198 metrekarelik bu konutlara apartman ruhsatı alınamadı. Daha sonra iş oldu bittiye getirildi ve ruhsat alındı. Üstelik bütün bunlar Güneydoğu’da ‘karakol yapacak paramız yok’ denilen zamanda oldu.

İlginçtir haberler çıkınca Sayıştay denetlemeye gitti ama nizamiyeden içeri bile giremedi. Arazi bedeli hariç tanesine 2.2 milyon dolar harcanan bu daireler emsallerine göre çok pahalı. Üstelik bu binalar ‘Harekât alarm iskan tesisleri’ adı altında kayda geçiyor. Yani lojman yerine savaşta kullanılacak askeri tesis havası verilerek her türlü yasal sorun kolaylıkla aşılıyor. Tıpkı tatil köylerinin ‘eğitim merkezi’ kayak merkezlerinin de ‘kış sporları eğitim merkezi’ olması gibi. Bu konutlar arasında en fazla rağbet gören Fenerbahçe’deki 46 lüks dairenin tamamında emekli orgeneral ve oramiraller oturuyor.

Fakat en ilginç tesadüf (!) ise 6 daireli F. Altay apartmanında. Çünkü kapı komşusu olan bu 6 generalin tamamı Encümen- i Daniş üyesi.

Devletin kendine yıllarca hizmet etmiş üst düzey komutanları korumaya alması makul bir durum olarak görülebilir. Fakat burada öyle istismarlar var ki inanılır gibi değil. Bu konutları kullanacak kişilerin hakkında mutlaka özel koruma kararı alınmış olmalı. Bu kararda ancak İl Koruma Komisyonu tarafından alınıyor. 4’ü asker 8 üyeden oluşan bu heyet şu ana kadar tüm generallere otomatikman özel koruma kararı çıkarttı. Denizciler dahil. Üstelik emekliliğine bir yıl kala bu karar alınıyor ve konut tahsis ediliyor. Komutanlar daha görevde iken kendisine istediği yerden konut tahsisi kararını aldırıyor. Korumalı konut tahsisi mart ve eylül aylarında olmak üzere iki kez yapılıyor. Değişiklik talepleri eylül ayında, halen görevdeki ve emeklilerden konutta oturmayanların talepleri isemartta karara bağlanıyor.

BAŞBUĞ’UN İLGİNÇ HAMLESİ

Ancak bu noktada çok önemli bir ayrıntı var. Bu yönergede, 2009 Ağustos’unda İlker Başbuğ tarafından bir değişiklik yaptırıldı. Yeni düzenlemeye göre mart ayında sadece muvazzaf personel ile emekli personelden konutta oturmayanların talepleri görüşülecek ve öncelikle muvazzafların talepleri karşılanacak.

İlginç bir tesadüf Fenerbahçe’deki lüks konutların bitirilme ve teslim tarihi de Mart 2010. Yani yeni lüks konutların başkalarına gitmesi bu şekilde önlenmiş oldu.

1 lojman yetmez 2 tane olsun

MSY: 319-8 numaralı yönerge, emekli personele ilave olarak “emekliliğine 1 yıl kalmış muvazzaf personele de” bu şekilde korumalı konut tahsis edilmesi imkânı sağlıyor. Biraz daha açarsak, bir orgenerale, kuvvet komutanlığının 2’nci senesinde bu lojmanlardan tahsis yapılabilmekte. Yani bu orgeneral hem görevde bir kuvvet komutanı olmasından dolayı Kamu Konutları Yönetmeliği gereği kendisine devlet tarafından verilen ve her türlü ihtiyacı karşılanmış özel tahsisli konutunda oturmakta hem de kendi adına tahsisli başka bir ilde devlete ait bir konutu daha bulunmakta. İlginç bir durum da kuvvet komutanının Genelkurmay Başkanlığı’na terfisi ihtimalinde yaşanıyor. Şöyle ki: KKK iken tahsis edilen konut, bir üst rütbede iken de kendi adına tahsisli kalıyor. Mesela müstafi Işık Koşaner’de böyle bir durum yaşandı mı sorusu hâlâ güncel!

Gizli kalmış ikinci EMASYA protokolü

Korumalı konuta yerleştiniz. Ama iş burada bitmiyor. Konutların korunması meselesi normalde İçişleri kanalıyla yapılacakken koruma taburları tarafından yapılıyor. Muhtemel ki polise güvenmeyen komutanlar EMASYA benzeri protokol yapmışlar. Böylece emekli generallerin korumasını asker yapıyor. Hal böyle olunca emrine emir eri, emir subayı gibi imkânlar da verilmiş oluyor. Market alış verişi, köpeğin yürüyüşü vs. ihtiyaçları da ‘vatan hizmeti’ yapan Mehmetçik yapmış oluyor. Her emekli orgeneral ya da oramiral için 4 ila 7 kişilik timler tahsis ediliyor. Bu timlerde en az 1 astsubay yer alıyor. Tabii komutanların yazlıklarının hizmetçilerine kadar her şey ilgili koruma taburundan sağlanıyor. Kamuoyu Yaşar Büyükanıt’a alınan 400 bir euro’luk zırhlı makam aracını çok tartışmıştı. Oysa Büyükanıt’ın aracında bir anormallik yok. Zira emekli komutanlara bu araçlardan şoförüyle birlikte veriliyor.

Saldıray Berk hakkında karar
Başbakan'a hakaretten yargılanan eski 3. Ordu Komutanı emekli Org. Berk'in cezası belli oldu
25 Ekim 2011

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hareket içeren ifadeler kullandığı gerekçesiyle Erzincan Kemaliye Sulh Ceza Mahkemesinde hakkında dava açılan eski 3. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Saldıray Berk'e, 11 ay 20 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.

Erdoğan'ın avukatlarınca Kemaliye Sulh Ceza Mahkemesinde açılan hakaret davasının bugün yapılan duruşmasında, hakim Nusret Turhan hakaret suçunun sabit olduğuna karar vererek Saldıray Berk'e 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren Turhan, suçun tekrarı halinde Berk'in denetimli serbestlik uygulamasına tabi tutulmasına hükmetti.

Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı görevinde bulunurken 30 Ağustos 2011 tarihinde emekliye ayrılan Berk, 3. Ordu Komutanlığı yaptığı dönemde Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde Başbakan Erdoğan'a yönelik hakaret içeren ifadeler kullandığı gerekçesiyle hakkında Kemaliye Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı.

Saldıray Berk'in, Başbağlar köyünde sohbet ettiği köylülere ''Hangi partiye oy verdiniz'' diye sorduktan sonra ''AK Parti'' cevabı alınca, ''Bu memleketi satan bir adama nasıl oy verirsiniz. Oy veren elleriniz kurusun'' ifadesini kullandığı gerekçesiyle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatları tarafından geçen yıl Kemaliye Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve Berk hakkında dava açılmıştı.
habertürk

Tümg. Mustafa Bakıcı Rusya'ya KAÇTI
18 Kasım 2011

İnternet andıcı davasında hakkında yakalama kararı bulunan Tümgeneral Bakıcı, izne ayrılarak ortadan kayboldu. Bakıcı'nın, Kuzey Irak üzerinden Rusya'ya gittiği belirlendi.
İnternet Andıcı davasından hakkında yakalama kararı olan Tümgeneral Mustafa Bakıcı’nın Kuzey Irak üzerinden Rusya’ya geçtiği belirlendi. Vekaletle başvuran Bakıcı’nın emekli olduğu öğrenildi.

İnternet Andıcı Davası sanığı Tümgeneral Mustafa Bakıcı’nın Kuzey Irak üzerinden Rusya’ya kaçtığı belirlendi. İnternet Andıcı iddianamesinden sonra hakkında yakalama kararı çıkarılan Bakıcı, GATA’da tedavi altına alınmıştı. Geçtiğimiz günlerde GATA’dan taburcu edilen Bakıcı kayıplara karıştı. Görev yerine gitmeyen, teslim de olmayan Bakıcı’nın yapılan incelemede Kuzey Irak üzerinden Rusya’ya geçtiği belirlendi. Ergenekon Davası Sanığı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’den sonra ikinci firari paşa olayı yaşanırken Tümgeneral Mustafa Bakıcı firari sanık durumuna düştü.

Bakıcı Paşa, Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanı iken aleyhine kullanılabilecek tüm delilleri imha ederek ayrılmakla yani “delil karartmakla” da suçlanıyor.

Jandarma Genel Komutanlığı 23. Sınır Tümen Komutanı olan Bakıcı, İnternet Andıcı soruşturmasında adı geçtiği için Yüksek Askeri Şura’da pasif bir görev olarak değerlendirilen Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkan Yardımcılığı’na atandı. İddianame açıklandıktan sonra sanık durumuna düşen Bakıcı hakkında 8 Ağustos’ta İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yaklama kararı verildi. Karara itiraz eden Bakıcı, sonuç alamayınca GATA’ya yatırıldı. 23 Ağustos’ta yattığı GATA’dan 3 gün sonra taburcu kararı çıktı ve Bakıcı aldığı bir hafta istirahat raporuyla GATA’dan ayrıldı. Kara Kuvvetleri’ndeki yeni görevine başlayan Bakıcı, bir aylık izin dilekçesi verdi. Dilekçesi yetkili makamlar tarafından onaylanıp, izne ayrılan Bakıcı’dan bir daha haber alınamadı.

Vekaletle emeklilik dilekçesi

Tümgeneral Bakıcı, savcılığa giderek teslim de olmadı. Bakıcı, geçen 12 Eylül’de eşine verdiği vekaletnameyle emeklilik dilekçesini Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na iletti. Kendisinden haber alınamayan Bakıcı, ailesinin de yerini bilmediklerini ifade etmeleri üzerine firari duruma düşerken, durum ilgili birimlere, sınır kapılarına ve havaalanlarına bildirildi. Yapılan incelemede Tümgeneral Bakıcı’nın Kuzey Irak üzerinden Rusya’ya kaçtığı belirlendi. Ailesi oldukça zengin olan Bakıcı’nın kaçmadan önce hesaplarını boşalttığı ve yanına yüklü miktarda para aldığı belirlendi.

Konuyla ilgili Genelkurmay Başkanlığı da haberdar edilirken, Tümgeneral Bakıcı’nın izinli olduğu sırada eşi üzerinden verdiği emeklilik dilekçesi hızla işleme konuldu. Emeklilik işlemleri sürerken Kara Kuvvetleri Adli Müşavirliği tarafından; “K.K.K.lığında göreve başladığı esnada hakkında çıkarılan yakalama kararı gereği yakalanarak adli makamlara teslim edilmiş olması gerektiği, bunun yapılmadığı gibi bazı merciler tarafından kendisine izin verildiği ve emeklilik işlemleri yapıldığı, bu durumun süreçte görev alan makamları sorumlu konuma düşüreceği” görüşü belirtildi.

Adli Müşavirlik üç suç belirledi

Görüş üzerine, İdari Tahkikat Heyeti kuruldu ve süreç mercek altına alındı. Hakkında yakalama kararı bulunan Bakıcı’nın göreve başladığında yakalanıp teslim edilmemesi, kendisine izin verilmesi ve emeklilik dilekçesinin kabul edilip işleme konulmasının ayrı ayrı suç oluşturduğu ve işlemleri gerçekleştirenlerin yargılanmasını gerektireceği belirtiliyor. Ancak bu sırada dilekçe işleme konulduğu için emekli işlemleri tamamlandı ve Bakıcı 20 Eylül’de emekliye ayrıldı.

Firari sayısı 4'e yükseldi

Tümgeneral Bakıcı'nın firari duruma düşmesi ile birlikte Ergenekon, Balyoz ve İnternet Andıcı Davaları çerçevesinde firari duruma düşen şüpheli sayısı 4'e yükseldi. Ergenekon sanıklarından Yeditepe Üniversitesi'nin sahibi ve İstek Vakfı'nın kurucusu Bedreddin Dalan, AK Parti eski Milletvekili Turhan Çömez ve Çağdaş Eğitim Vakfı Genel Başkanı Gülseven Yaşer firari durumda. Halen tutuklu olan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz de firardayken Ankara 100. Yıl Hastanesi'nde yakalanmıştı.

Star/Sabah

Balyoz sanığı E.Tümgeneral boşandı, cezaevinde 28 yaşındaki sevgilisiyle evlendi
3 Aralık 2011

Balyoz davasının tutuklu sanığı 60 yaşındaki emekli Tümgeneral Recep Rıfkı Durusoy, cezaevinde eşinden boşanarak, 28 yaşındaki sevgilisi ile evlendi. Durusoy, Cezaevinde nikâhının kıyılmasının ardından, tutuklu yargılandığı Balyoz davasının duruşmasına katıldı.

Duruşmada ilk kez ifade veren davanın tek kadın sanığı tutuksuz Hakim Yarbay Tülay Delibaş, " Ben suç tarihlerinde çocuğuna anne sütü veren biriydim. Hiçbir hukuk dışı faaliyetin içinde olmadım" dedi.

Eşi Filiz Durusoy’dan yaklaşık 2 ay önce boşanan 60 yaşındaki Recep Rıfkı Durusoy, bugün saat 10.00'da Silivri 4 Nolu Cezaevi’nde 28 yaşındaki Melike Kaynak ile evlendi. Kaynak’ın, Durusoy ile uzun süredir sevgili hayatı yaşadığı da iddia edildi. 3 Haziran 2011 günü Balyoz duruşmasına izleyici olarak katılan Kaynak, Filiz Durusoy ve yakınlarının saldırısına uğramıştı. Kaynak ile ilişkisini evliliğe taşıyan Recep Rıfkı Durusoy, cezaevinde nikâhının kıyılmasının ardından, tutuklu yargılandığı Balyoz davasının duruşmasına katıldı. Duruşmaya daha sonra Durusoy'un evlendiği yeni eşi Melike Kaynak da izleyici sıralarında duruşmayı izledi.
http://www.hurriyet.com.tr/







Çin ordusunda gösterişe son
22 ARALIK 2012



Çin resmi medyasına göre üst rütbeli subayların lüks ziyafet ve davetler vermesi yasaklandı.
Karari bu ay başlarında merkezi yönetim tarafından yapılan gösterişten kaçınma ve yolsuzlukla mücadele çağrısını izliyor.

Askeri Merkez Komisyonu tarafından açıklanan yeni kurallara göre, resepsiyonlarda dev afişler, kırmızı halılar, çiçek aranjmanları, müzik ve benzeri büyük gösteriler ve hediyeler yasaklandı.
ÇKP'nin 18'inci ulusal kongresiyle birlikte Genel Sekreter seçilen Şi Cinping, bürokrasi ve şekilcilikle mücadele başta olmak üzere parti içi disiplin ve yolsuzlukla mücadele gibi konularla çalışacaklarını duyurmuştu.

Yeni kurallara göre, komisyon yetkililerinin denetleme sırasında lüks donanıma sahip sivil ya da askeri otellerde kalmasına izin verilmeyecek.
Yüksek rütbeli subayların, uzun ve çok sayıdaki denetleme gezileri, dış seyahatler ve toplantılar gibi unsurları da azaltması istendi.
Yeni kurallarda subaylaran ailelerini disiplin altına almaları da istendi.
BBCT
_________________
Bir varmış bir yokmuş...


En son Alemdar tarafından Cmt Arl 22, 2012 6:37 pm tarihinde değiştirildi, toplam 13 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi
Alemdar
Site Admin


Kayıt: 14 Oca 2008
Mesajlar: 2402
Konum: Avustralya

MesajTarih: Pts Mar 14, 2011 10:45 pm    Mesaj konusu: Paşa Eşlerinin Karidesli Altın Günleri Alıntıyla Cevap Gönder

Tolga Örnek'e Açık Mektup : Her Sakallıyı Hacı; Her Üniformalıyı Amca Zannetme
Behiç Gürcihan
Açık İstihbarat
22 Eylül 2012

Sevgili Tolga;

Senle yıllar öncesinden tanışıyoruz.

Napoli günlerinden.

İtalya mafyasının "koruma parası" adı altında site aidatlardan para kestiği Pinetamare'de , İtalyan'lar ve ABD'li subaylarla beraber maaile kaldığımız o sitedeki kısa ama güzel gençlik günlerimizden.

Babalarımız NATO emrinde AFSOUTH karargahından Yugoslavya'yı parçalarken, bizim güle oynaya İtalya'nın nimetlerinin peşinde koştuğumuz günlerden.

O günler geride kaldı.

Hepimiz kendi yolunda büyüdük. Sen takdir edilecek bir şekilde, hayallerinin peşinden gittin ve sıfırdan başlayarak sinemacılık okudun ve o alanda bir yere geldin. Doğruyu söylemek gerekirse, çektiğin filmleri , hayallerini kovaladığın gerçeği kadar takdir edemedim ama bu ayrı bir konu.

Arada 1-2 kez daha sohbet etme imkanımız oldu sen ve kardeşin Burak'la. Sonra da uzaktan takip ettim sizleri. Çok farklı dünyalara yelken açışlarınızı ve katettiğiniz irtifayı.

Dün yine seni izledim televizyonda.

Babanın aldığı mahkumiyet sonrasındaki haklı feryadını.

Babası hapse düşmüş bir paşa çocuğu ile, bu gidişle 1-2 seneye kalmaz tekrar hapse girecek bir paşa çocuğu olarak hasbihal etmek istedim uzaktan da olsa.

Şapkayı öne koyup düşünme zamanı geldi Tolga.

Ekranda diyorsun ki;

"Bu benim için TSK'nın bittiği andır. Eski bir genelkurmay başkanı ve kara kuvvetleri komutanına amca dediğim için çok pişmanım"

Çok yanılıyorsun Tolga.

TSK'nın bittiği an, babanın mahkum edildiği an değildir.

Ben sana TSK'nın bittiği anları hatırlatayım...

Sizlerin o yere göğe sığdıramadığı, özel sohbetlerinizde çok büyük adam olarak lanse ettiğiniz Hilmi Özkök askerinin başına çuval geçiren ABD büyükelçisini ballı börekli Genelkurmay'da ağırladığı gün TSK bitti...

"Amca" dediğin Yaşar Büyükanıt, Bush'un konuşmasını dinlemek için Ortaköy'de Bush'un korumalarına elini açıp kontrol ettirdiği gün bitti...

Sizlere desteğini hiç bir zaman esirgemeyen Çevik Bir, bu ordu ile milletin arasına 28 Şubat'la Cumhuriyet tarihinin en karanlık perdesini çektiği gün bir kez daha bitti TSK

Tabi ki, TSK'nın bittiği anlar sizin "amca" dediklerinizin icraatleri ile sınırlı değil.

Fakat bugün babanızın, yarın ise benim ve eşimin mahkumiyeti ile sonuçlanacak bu sürecin müsebbibi sizin "amca" dediklerinizdir.

Ne yaman çelişkidir ki...

"Amca" dediğiniz Çevik Bir , Tayyip Erdoğan'I iktidara getiren 28 Şubatın mimarıdır...

Bir diğer "Amca"nız Hilmi Özkök, Tayyip Erdoğan'ın iktidarda önündeki pürüzleri temizlemiştir...

Ve son "Amca" Yaşar Büyükanıt'ta , Erdoğan'ın geri dönülmez şekilde iktidarda kalmasını garantilemiştir.

(Anayasa Mahkemesinde AKP lehine oy kullanan askeri üye ile Yaşar Büyükanıt'ın bağlantısını araştırırsan, yukarıdaki cümle daha bir anlam kazanır)

Ve "amcaların" sayesinde iktidarı pekişen Tayyip Erdoğan'dır; senin babanı mahkum eden mahkemenin savcısı.

Her gördüğün üniformalıyı "amca" zannedip, baban mahkum olunca şikayet etmek için ise çok geç sevgili Tolga.

Şapkayı önüne koy bir düşün...

"Ergenekon" dalgaları başladığında neredeydiniz...?

Arka planda yapılan konuşmaları bilmiyor muyuz zannediyorsun?

Geçenlerde babanın üniformasını taşıyan birinin, "kangren olan kolu keseceğiz" mealindeki sözlerin yıllardır TSK'nın koridorlarında sarfedildiğini bilmiyor muyuz?

Amcalarından bir tanesinin, asi gördüğü generallerine "Son Yeniçeri'ye Selamlar" imzası ile kitap imzalayıp gerekli mesajı verdiğini bilmiyor muyuz?

"Ergenekon'da" tutuklamalar geldikçe önü açılan bazılarının sevindiklerini bilmiyor muyuz?

Neticede, senin amcalar, AKP ile birlikte küresel plana uyumlu bir Vakay-ı Hayriye planladılar ve bu yolla TSK içindeki küresel planla uyumsuz generalleri ve subayları tek tek tasfiye ettiler. Bizim dangalak ulusalcılar da, Genelkurmay direniyor zannetti.

"Bu bir küresel devlet operasyonudur. Genelkurmay'da bu planın parçasıdır"

diyen bizleri komploculukla ve müzmin muhaliflikle suçladılar.

Bu yolda işler kontrolden çıktı ve amcaların attıkları bumerangı geri dönüşte sağlam tutamayınca bumerang size de çarptı.

Ve şimdi veryansın ediyorsun : "TSK Bitmiştir"

Günaydın Tolga.

TSK "biteli" 10 seneyi geçti.

Senin "amcalarının" yönettiği Genelkurmay'ın TSK'yı iyi yönetemediğini 2000'li yılların başından beri yazdığım için 3 kez 301. maddeden (TSK'ya hakaret) yargılandım. İkisinden beraat ettim, birinden hüküm giydim, hüküm ertelendi.

Tarihe; Genelkurmay'ın dava ettiği ilk paşa çocuğu olarak geçtim.

Genelkurmay'ın ihya ettiği paşa çocuğu olsaydım , sen de biliyorsun ki, bu tarihte bir ilk olmazdı.

O davalardan birinden hemen sonra Fenerbahçe orduevinde karşılaştığım amcalarından birinin yüzüne söylediğimi aynen tekrarlayayım :

"Sizin en büyük müttefikiniz ne ABD, ne İsrail; Türk milletidir."

Anlayacağın; ordusuna yapılan onlarca saldırıyı/hakareti sineye çeken Genelkurmay bizim gibilerle uğraşırken, kendisine yapılan esas büyük hakareti, kendisine kurulan esas büyük tuzağı görmedi.

Senin "amcaların", 90'ların ortasından beri, müttefiklerine güvenmemeleri, altlarının boşaltıldığı yolundaki onlarca uyarıyı gözardı etti. Uyarıları yapanları komploculukla suçladı.

O müthiş kibirleri ve özgüvenleri arkasında kendilerine bir şey olmaz zannettiler.

Gelinen nokta ortada. Sokaktan devşirilen bir adam, salonlarında enterne edilenleri tasfiye edip, küresel plana daha uyumlu olduğunu kanıtladı.

Sakın bu süreci "rejim değişiyor" gibi basma kalıplarla algılamayın.

Aksine bu ülkede değişen hiç bir şey yok; hizmet eden kadrolar dışında.Hizmet edilen odak ise aynı. Hizmet ederken giyilen gömlekler değişse de, hizmet edilen misyon aynı.

Rejimin adı da aynı : Küresel düzene hizmet rejimi

Küresel düzendeki değişime ayak uyduramayanların değişimi, rejimin değiştiği anlamına gelmiyor.

Yazının başındaki cümleyi tekrar hatırlatayım...

"Babalarımız NATO'nun emrinde Yugoslavya'yı parçalarken, biz İtalya'nın nimetlerinin peşinde koşan çocuklardır. "

O gün, babalarımızın komutanı kimdi?

Yaşar Büyükanıt.

Peki o günlerde Yugoslavya'yı parçalamak için NATO tarafından desteklenen ve oradaki iç savaşı körükleyen Kosova Kurtuluş Ordusu'na Türkiye'den akan silahların koordinasyonunu kim yapıyordu?

Ben bilmem; eminim Abdullah Gül biliyordur.

O bilmiyorsa İHH biliyordur. Hani şu "İslamcı", "sivil toplum" örgütü. Yersen!

O günde Türkiye küresel güçlerle elbirliği içinde yanıbaşındaki bir ülkeyi parçalamakla meşguldü.

O günlerde, senin amcaların "dincilerle" elbirliği ile içinde NATO'ya hizmet ediyorlardı.

Tesadüfe bak ki; yıllar sonra Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanı, Abdullah Gül ise Cumhurbaşkanı oldu.

Güzel ülkemiz, yine NATO'nun doktrinleri çerçevesinde, komşu ülkeleri parçalama planları içinde aktif oyuncu.

Senin "amcalar" devletin kendilerine verdiği görevi yapıp kenara çekildiler.

Senin paşa amcaların miadını doldurdu; artık zaman Rasim Ozanların, Mehmet Baransu'ların polis abilerinin zamanı.

Yeni Devlet'in yeni paşaları onlar.

...

Şimdi sana olacakları anlatayım Tolga.

Sizinkilere o kadar yüksek cezaları , sizi genel af sürecine destek vermeye ikna etmek için verdiler.

O çok da uzak olmadığınız AKP kazanının içinde , "Sivil Anayasa ile birlikte genel af" lafları kaynamaya başladı bile.

Seneler öncesinden yazdığımız, "Ergenekon süreci Öcalan'la af ile sonuçlandırılacak" uyarısını doğru çıkarmak için düğmeye basıldı. (Bkz: "Ergenekon'a" Saklanmış Öcalan Affı)

Sizler; bu süreçte bir çok kez sahte yalanlarla kandırıldınız. Erken tahliye hayalleri bile kurdurdular sizlere.

"Ergenekoncularla" aranıza mesafe koymanızı tavsiye edenlere uyup, "biz Ergenekon değiliz, biz Balyoz davasıyız" gibi duyanları gülümseten inciler bile döküldü Vardiya Bizde platformundan.

Bizler içeri atıldığımızda; kocalarının terfilerine halel gelmesin diye aile dostlarını aramaya korkanlar, kendi kocaları içeri atıldığında feryat figan ettiler.

Çelebi üsteğmen, teröristlere operasyondan dönüşünde helikopterinden iner inmez "terörist" diye içeri alındığında gıkını çıkarmayanlar, şimdi TSK'nın onurundan bahseder oldular.

TSK; teğmenini verdiği gün bitti Tolga, paşasını verdiği gün değil.

O yüzden şapkanı önüne koy ve düşün.

Hilmi Özkök-Yaşar Büyükanıt-Çevik Bir üçgeninde yelkenleri rüzgarla doldururken iyiydi...

AKP'ye yakın holdinglerle çalışırken iyiydi...

AKP'nin belediyelerine "kültür işleri" yaparken iyiydi...

ve babana mahkumiyet kararı çıktığı için TSK bitti öyle mi?

Hasbelkader beraat çıksaydı TSK bitmemiş mi olacaktı?

...

Sen yönetmensin.

Kadrajın da, kameranın da, flashback'in de ne olduğunu benden çok daha iyi bilirsin.

Ben bir gün bu büyük tuzağın filmini çekecek olsam şu sahne ile başlardım...

[ (İÇ; HOLDINGTE ŞIK BİR OFİS; GÜN)
FADE IN

Bir paşa çocuğu büyük bir holdingteki ofisine gelir. Bilgisayarını açar, çalışmaya başlar. Bu sırada o holdingin ağı üzerinden bilgisayarındaki bazı dosyalar bilgisayarın sahibinden habersiz gizlice çekilmeye başlanır.

Paşa çocuğunun telefonu çalar. Gözleri ışıldayarak açar:

"Amca, nasılsın"]

Bu senaryo parçasını belgesel mi, kurgu mu algılarsın bilemem.

Bildiğim tek bir şey var:

Her sakallıyı hacı , her üniformalıyı amca zanneden bizler bu ülkenin en son şikayet etmesi gereken çocuklarıyız.

Bu ülkenin ezilenleri arasında "paşa çocuğu" sınıfının en başlarda yeraldığını düşünmüyorsundur herhalde.

Biz üst düzeyde bir güç kavgası ve dönüşümünün yakın tanığıyız sadece. O kadar yakında durduğumuz için kavgada bir kaç yumrukta bize denk geldi; o kadar.

Merak etme.

Yeni Devlet, yeni paşalarının gazını aldıktan sonra eski paşalarını bir "Genel Afla" dışarı çıkartacak.

Bu noktada, tabi NATO/Gladio'nun teröristi Öcalan'ı da dışarı çıkaracaklar.

Küresel plan gereği maksat hasıl olmuş olacak.

Yugoslavya parçalanırken, İtalya'nın keyfini çıkaran biz paşa çocukları gibi..

Birilerinin çocukları da , Suriye ve sonra Türkiye parçalanırken keyif çatacak.

Dünyadan bi haber, kaderin ağlarının nasıl örüldüğünden bi haber.

Kimbilir kaç sene sonra kime "amca"/"abi" dedikleri için pişman olacaklar...

Ama çok geç olacak.


B.G.
Kaynak:http://www.acikistihbarat.com/haberdetay.aspx?id=10174

Paşa Eşlerinin Karidesli Altın Günleri

Balyoz Darbe Planı hazırlığı sırasında 1’inci Ordu Komutanlığı’ndaki üst düzey subayların altın günleri için olağanüstü çalıştığı anlaşıldı.
Balyoz sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın 1. Ordu Komutanlığı yaptığı dönemde eşi Nilgün Doğan'ın düzenlediği "altın günü" için karargâhtaki kurmay albayların seferber olduğu ortaya çıktı.

1. Ordu Komutanlığı kurmay heyetinin altın günüyle ilgili olarak Karargâh İçi Mütalaa Kağıdı (KİMK) ve Mesaj Formu bile hazırladığı belirlendi.

Çok önemli askeri konularda karargâh çalışması şeklinde hazırlanan Mütalaa Kağıtları ve Mesaj Formları'nın Nilgün Doğan'ın altın günü için kullanılması dikkat çekti.

Mesaj Formu'yla altın gününün dönemin parasıyla 15 milyon liralık "karidesli" mönüsü de hanımefendilere bildirilirken, komutanlık konutunda gerçekleştirilecek altın gününe katılacak personel eşlerine gidiş ve dönüş için servis aracı planlaması da yapıldı.

Tanyeri imzalı form

Nilgün Doğan'ın altın günü girişiminin ilk olarak 8 Ocak 2002'de Protokol Subayı olan Öğretmen Binbaşı Saadettin Budak'ın hazırlayıp 1. Ordu Komutanlığı Genel Sekreteri Kurmay Kıdemli Albay Süha Tanyeri'nin imzasının yer aldığı Mütalaa Kağıdı ile duyurulduğu görülüyor.

Harekât Başkanlığı'na yazılan ve 1. Ordu Komutanlığı'na bağlı 35 birime çekilen dört maddeden oluşan Mütalaa Kağıdı'nda altın günüyle ilgili program hakkında ilginç bilgiler yer alıyor.

"Sayın Or. K. Eşi Bn. Nilgün Doğan, Or. Kh. ve Orduevleri'nde görev yapan Albay ve Yarbay eşlerini aşağıda belirtilen tarihlerde 5 grup halinde Or. K'lığı konutunda kabul edecektir" denilen emirde, birinci grubun kabul tarihinin 9 Ocak 2002 Çarşamba olduğu belirtilerek, talebin ivediliği nedeniyle katılacakların telefonla tespit edildiği vurgulanıyor.

Altın günü emri şöyle devam ediyor:
Gidiş-dönüş için servisle
"Konuyla ilgili olarak yapılacak çalışmalara esas olmak üzere Alb.ve Yb. rürtesindeki personel eşlerinin kabule hangi tarihlerde katılabileceğini (alternatifli olarak) belirten çizelgeler aşağıdaki formata uygun olarak 10 Ocak 2002 Perşembe günü mesai saati bitimine kadar Genel Sekreterliğe gönderecektir. Genel Sekreterlikçe talep edilen tarihler, konutun kapasitesi, lojman durumları göz önünde bulundurularak yapılacak planlama ilgili personele duyurulacaktır. Kh. Grp. K.lığınca söz konusu günlerde bayanların konuta gidiş ve dönüşlerini sağlamak üzere Genel Sekreterlikle koordineli olarak araç planlaması yapılacaktır."

Tanyeri imzalı Mütalaa Kağıdı'nda altın gününe katılacak personel eşleri için belirlenen 5 tarihten en az ikisini tercih etmeleri istenirken, birimlerin göndereceği listelerin nasıl hazırlanacağı da bir örnekle gösterildi.

Volovan Karidesli mönü

Nilgün Doğan'ın 4 Haziran 2002'de düzenlendiği altın günü organizasyonu için hazırlanan Mesaj Formu'nda ise 1. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Nejat Müldür'ün imzası bulunuyor. Altın gününe kimlerin eşinin katılacağı tek tek belirtilirken, ayrıca yemek mönüsü de katılacaklara bildiriliyor. Altın Günü mönüsünde "Zeytinyağlı enginar, Volovan Karidesli, mevsim salata, çupra ızgara, dondurmalı çilek" yer alırken, yemek ücretinin dönemin parasıyla 15 milyon lira olduğu aktarılıyor. Emirde yemeğe katılmak isteyen hanımefendilerin yemek ücretlerini ve LCV'lerini 31 Mayıs 2002 tarihine kadar Protokol Şube Müdürlüğü'ne göndermeleri isteniyor.

Konu: Paralı Gün Faaliyeti
Tanyeri'nin ardından Genel Sekreterlik görevine getirildiği anlaşılan Albay Baki Erdoğan'ın 26 Eylül 2002 tarihli Mütalaa Kağıdı'nda da başka bir altın gününe ilişkin emirlere yer veriliyor.

"Hanımefendilerin Paralı Gün Faaliyeti" konulu Mütalaa Kağıdı'nda, Nilgün Doğan'ın Ordu Karargâhı'nda görevli general, subay, astsubay, uzman personel ve sivil memur eşleri ile altın günü icra edilmesinin planlandığı belirtiliyor. "Planlama çeyrek altın, yarım altın ve yaka iğnesi olarak yapılacaktır" denilen altın günü emrinde, "Arzu eden hanımefendiler altına veya yaka iğnesine katılabilecekleri gibi arzu ettikleri takdirde her ikisine de katılabileceklerdir. Yaka iğnesi ücreti dolar olarak aylık taksitlerle toplanacaktır" şeklinde ifadeler yer alıyor.

Mütalaa Kağıdı'nda altın listesi

Ayrıca emirde, hanımefendilerin altın günü öğle yemeklerine altın olarak katılabilecekleri gibi altın almaksızın da yalnızca öğle yemeğine iştirak edebilecekleri belirtiliyor. Bayan subaylar ve sivil memurelerin de altın günü organizasyonuna katılabileceğini aktarıldığı emirde, istekli personelin kimliklerinin, yarım ve çeyrek altın, yaka iğnesi ya da altınsız katılacakların 7 Ekim 2002 tarihine kadar Genel Sekreterliğe bildirilmesi isteniyor. Altın günü organizasyonlarını yapmakla yetinmeyen kurmay heyetinin altın gününde hangi subay eşlerinin ne kadar altın verdileri de Mütalaa Kağıtları'nda listeledikleri görülüyor.

Aylık taksitler dolarla
1'inci Ordu Genel Sekreteri Kurmay Albay A. Baki Erdoğan imzalı "Karargâh İçi Mütalaa Kağıdı"nın "konu" bölümünde "Hanımefendilerin Paralı Gün Faaliyeti" belirtilmiş. Yazıda, "1'inci Ordu K. Eşi Nilgül Doğan himayelerinde, Ordu Karargâhı'nda görevli General / Subay / Astsubay / Uzman Personel ve Sivil Memur eşleri ile altın günü icra edilmesi planlanmaktadır" denilerek şu talimatlar veriliyor:

"Planlama çeyrek altın, yarım altın ve yaka iğnesi olarak yapılacaktır. Arzu eden hanımefendiler altına veya yaka iğnesine katılabilecekleri gibi, her ikisine de iştirak edebilecekler Yaka iğnesi ücreti dolar olarak aylık taksitlerle toplanacaktır."

İŞTE O BELGELER: http://www.aktifhaber.com/pasa-eslerinin-karidesli-altin-gunleri-409515h.htm

MHP’li Atılgan Başörtülü Avına Çıkmış!!!

06 Mayıs 2011
MHP Milletvekili Atılgan, evine başörtülü misafir gelen Astsubay’ı, ‘alkol’den ‘el sıkışma’ya kadar geçirdiği testlerle, 3 ay askeri istihbarata adım adım izlettirmiş.
MHP Milletvekili Kürşat Atılgan’ın Tuğgeneral olduğu dönemde, Renault Flash marka bir otomobilin arka koltuğundaki “türbanlı”nın peşine düştüğü ortaya çıktı. Teröristbaşı Abdullah Öcalan’la Şam’da aynı binada oturduğu ve MİT’in Öcalan’a yönelik operasyonunu deşifre eden telefon konuşmasını yaptığı iddiaları ile gündemde olan MHP’li emekli Tuğgeneral Kürşat Atılgan’la ilgili şok bir belge daha ortaya çıktı.

Eskişehir’deki Albay’da yakalandı

MHP’li Atılgan’ın başörtü tahammülsüzlüğünü ortaya koyan belge bir ihbar sonucu Eskişehir’deki evinden Balyoz Darbe Planı ile ilgili yeni belgeler çıkan ve tutuklanan emekli Albay Hakan Büyük’ün evinden çıktı. 22 Kasım 2004 tarihli ve Kürşat Atılgan imzalı belge, MHP Milletvekili Atılgan’ın, evine başörtülü misafir gelen TSK personelini bile aylarca takip ettirdiğini ortaya koyuyor.

Askeri İstihbarat 3 ay ‘türban’ çalıştı

Olay, 25 Temmuz 2004 Pazar günü Yıldıztepe Alarm İskan Tesisleri Nizamiyesi’nden içeri Renault Flash marka bir otomobilin girmesiyle başlıyor. Otomobilin arka koltuğunda türbanlı bir bayanın oturduğunun tespit edilmesi üzerine 3 ay sürecek geniş kapsamlı operasyona start veriliyor. Türbanlı bayanın araçtan indikten sonra girdiği lojmanın Başçavuş Mehmet İffet Töre’ye ait olduğu tespit edildikten sonra türbanlı bir bayanın içinde oturduğu aracın da plakasından (05 DV 638) sahibinin kim olduğu araştırılıyor. Aracın Başçavuşun kardeşi Ferhat Töre’ye ait olduğunu tespit eden askeri istihbarat, aracı “türbanlıyı taşıma anında” diğer erkek kardeş Rafet Töre’nin kullandığını büyük bir başarıyla tespit ediyor.

‘Eşi türbanlı mı’ - ‘tokalaşıyor mu’

3 ay süren takibin belgesinde, izlemenin “personelin durumunun netleştirilmesi” amacıyla yapıldığı iddia ediliyor. Bu çerçevede Başçavuş Töre’nin birlik içi yaşantısı, arkadaş ilişkileri ve davranışlarının yakın takibe alındığı belirtiliyor. İlk inceleme Töre’nin eşi üzerine yoğunlaştırılıyor ve “başının açık, giyim kuşamıyla modern” biri olduğu tespit ediliyor. Daha sonra el sıkıp sıkmadığına bakılıyor. Başçavuş’un eşi bu testten geçince, evinde “dini içerikli süs eşyası” aranıyor.

Yetmedi ‘alkol’ ve ‘isim’ testi yap

Bu tip bir süs eşyası da tespit edilemeyince en zor aşamaya geçiliyor: Alkol Testi... Bunun için geriye dönük araştırma yapılıyor ve Başçavuş’un 2004 Şubat’ına ait görüntüleri bulunuyor. Üniteler Komutanlığı’nın gecesinde Başçavuş Töre’nin eşiyle dans ettiği ve alkol kullandığı kamera görüntülerinden tespit ediliyor. Bu görüntülerden 13 adet fotoğraf karesi çıkartılıp dosyaya konuyor. Başçavuş ve ailesi alkol testinden geçtikten sonra sıra çocuklarına geliyor. Çocuklarının isimleri ve okulları “tespit” edilerek belgeye ekleniyor.

MHP’nin yeni paşası Alan da türban fişçisi

MHP’nin tartışmalı biçimde aday yaptığı Balyoz Davası tutuklu sanığı emekli Korgeneral Engin Alan’ın da benzer bir çalışması ortaya çıkmıştı. Engin Alan’ın Kolordu Komutanı olarak imzaladığı 24 Aralık 2002 tarihli ‘Kişiye Özel’ damgalı ‘Kategorili Personel İşlemleri ve İrticai Faaliyetler’ başlıklı yazıda, 2002 seçimleri sonrasında irticai faaliyetlerde artış olduğunu savunularak “Resmi bayram, bayramlaşma ve yemekli toplantılara eşleri ile birlikte katılmaktan kaçınan personel üzerindeki takip ve kontrolün yoğunlaştırılması”, “TSK personelinin takip edilmesi ve ev ziyaretleri adı altında fişleme ziyaretleri yapılması”, “Milli Güvenlik Dersi hocaları aracılığıyla İmam Hatip Liselerinde okuyan kız çocuklarının türban takıp takmadıklarının takip edilmesi” emri veriliyordu. Belgede, Alan, kesinlikle müsamaha gösterilmemesini emrediyordu.

1. Ana Jet Üs Komutanı olarak imzalamış

ARKA koltuktaki türbanlı misafir nedeniyle başlayan 3 aylık araştırma sonucu üç maddede özetleniyor; Personelin eşinin başının açık olması, alkol kullanması ve sicil amirlerinin olumsuz görüş beyan etmemesi. Bu üç madde nedeniyle personelin takibinin bırakılmasına, kontrol altında bulundurulmasına gerek olmadığına karar veriliyor. Kürşat Atılgan, hazırladığı belgeyi 1’inci Ana Jet Üs Komutanı Hava Pilot Tuğgeneral sıfatıyla imzalıyor ve personelin alkol aldığını gösterir 13 fotoğrafla birlikte, 1’inci Hava Kuvveti Komutanlığı’na gönderiyor.

Korgeneral Saner’le Albay Atılgan konuştu

ABDULLAH Öcalan’a 1997 yılında MİT tarafından düzenlenen operasyonun deşifre edilmesiyle ilgili tartışmalar yeniden alevlendi. Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Çetin Saner’in telefonda, Şam Askeri Ateşe’ye operasyonu telefonda anlatması üzerine Suriye İstihbaratı El Muhaberat’ın operasyonu deşifre ettiği ortaya çıkmıştı. O dönem Askeri Ateşe’nin MHP’li Kürşat Atılgan olduğu ortaya çıktı. Atılgan “konuşmadım” demişti.

Öcalan’la aynı caddede oturmuş olabiliriz

MHP’li Atılgan’ın Şam’da Öcalan’la komşu olduğu iddia edildi. İlk gün “Öcalan’la aynı binada oturmadığını, belki kendisinden önceki Askeri Ateşe’nin oturmuş olabileceğini” açıklayan Atılgan bir gün sonra geri adım atıp “Şam’da 3 katlı villanın ilk katında oturdum. O bölgede apartman ve villalar vardı. Sanıyorum o (Öcalan) apartmanların birinde kalmıştır’’ dedi.
Cevheri Güven/ Star

Kurtlar Medyası: Paşaların Patronları!
Tevfik Diker

Türkiye’de Eski Masa’nın önde gelen baronları Rahmi Koç, İshak Alaton ve İnan Kıraç gibi yaşlı kurtlardır.

Baronların Baronu da Rahmi Koç’tur.

Kurtlar Medyası’nın vitrindeki hâkim patronu hiç kuşkusuz Aydın Doğan’dır.
Bununla birlikte, Kurtlar Medyası’nı sahne arkasından yöneten, bir tür ‘tek seçici’ veya organizatör konumundaki isim İshak Alaton’dur.

Hüsamettin Özkan, Kemal Derviş, Cem Boyner, Ümit Boyner ve Mustafa Sarıgül gibi isimler sözünü ettiğim yaşlı kurtlarla aynı istikamette konuşlanmışlardır.

Baronlar ve beraberindekiler, bir süredir Başbakan Erdoğan'ın Çankaya’ya çıkmasını engellemeyi amaçlayan bir siyasi proje üzerinde çalışıyorlar.

Rahmi Koç, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra CHP’nin Genel Başkanı olarak Mustafa Sarıgül’ü görmek istiyor.

Sarıgül, 2004’te Deniz Baykal’ın karşısına çıkartılmış ancak başarılı olamamıştı.

2010’da bir kaset operasyonu sonucunda CHP’den istifa etmek zorunda kalan Baykal’dan, 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilmesindeki rolü düşünüldüğünde “intikam” alınmıştı.

CHP’li Yılmaz Ateş, “Deniz Bey Genel Başkan iken İnan Kıraç geldi, belli isimleri ‘listeye almayın’ dedi. İstediği olmadı. Sonrasında kaset skandalı patladı” diye konuşmamış mıydı? (25 Mayıs 2011)

Kemal Kılıçdaroğlu’nu TESEV’in kurucu üyelerinden biri yapan da İnan Kıraç’tır.

Kaset operasyonundan hemen sonra, İshak Alaton Zaman yazarı Şahin Alpay’a “CHP’ye en büyük kötülüğü Deniz Baykal yapmıştır” diyordu.

***

Tezkerenin Meclis’e gelmesinden birkaç ay önce Rahmi Koç, “Irak’ta ABD’nin yanında olalım” demişti. (26 Aralık 2002, Milliyet)

O dönemde, Hürriyet’in başındaki Ertuğrul Özkök “Tezkere geçmezse Türkiye savaşa girer” diye yazıyordu. (27 Şubat 2003)

Doğan medyası, 1 Mart 2003’te Meclis’ten evet oyu çıkması için yırtınmış, çıkmayınca da “Büyük fırsat kaçırdık, mahvolduk, bittik” şeklinde yayınlar yapmıştı. Ertuğrul Özkök “Ekonomik yönden felaketin kapıda olduğunu, Türkiye’nin en az iki nesil kaybettiğini” iddia ediyordu.

Balyoz darbe planı için 2002 Aralık ayı başında düğmeye basıldığını biliyoruz. Çetin Doğan 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında Selimiye Kışlası’nda darbe planının seminerini yapmıştı.

Cunta, amacına ulaşamamıştı.

27 Mart 2003 tarihinde, iş dünyasının önde gelen isimlerinin Doğan Holding’in binasında toplandıklarını biliyor muydunuz?

Rahmi Koç, Aydın Doğan, Tuncay Özilhan, Ömer Sabancı toplantının önde gelen isimleri arasındaydı.

Tezkerenin geçmemesinin Balyoz darbe planına sekte vurmuş olduğu anlaşılıyor. Tezkere geçseydi, Türkiye Irak’ta ABD’nin yanında yer alacaktı.

Böylece, Rahmi Koç’un arzusu gerçekleşecekti.

Baronların Türkiye’de kaybetmeye başladığı ‘kırılma anı’ tezkeredir.

***

Rahmi Koç, 28 Şubat sürecinde Tansu Çiller için “Küçük Hanım gidecek hem de nasıl gidecek” diye meydan okumuş, üç hafta sonra Refahyol hükümeti istifa etmişti.

28 Şubat gibi darbe süreçlerinde işleyen derin hiyerarşiyi isabetli bir biçimde değerlendirebilmek için ‘paşaların da patronları’ olduğunu görmemiz gerekir.
Bunun anlamı şudur…

Paşaların da üzerinde bir derin devlet yapısı bulunuyordu.

O yapının ana damarını da baronlar yani Türkiye’deki önde gelen işadamları oluşturuyordu.

Türkiye’deki derin devleti sadece ‘askeri vesayet’ ile izah etmeye çalışanlar bilerek ya da bilmeyerek derin baronların vesayet rejiminin üzerini örtmüştür.

Örneğin, Kurtlar Medyası’nın gizli organizatörü İshak Alaton’un has adamı liberal yazar Hasan Cemal her defasında askeri vesayetten yakınır ancak hiçbir zaman işadamlarının derin fonksiyonlarından bahsetmez.

“28 Şubat soruşturması daha fazla genişlemesin” diyen cepheye şöyle bir bakınız orada en başta İshak Alaton’u, özellikle de Doğan Grubu yazarlarını göreceksiniz.

Bu koroya bazı Zaman yazarlarının da katılması dikkat çekmektedir.
İshak Alaton’u sütunlarında övmekten yorulmayan ve bu arada Aydın Doğan’ı sanki 28 Şubat’ın dışında imiş göstermeye çalışarak kollamaya çalışan Zaman yazarları az değildir.

Zaman Gazetesi, manşetlerinden her defasında generalleri hedef tahtasına oturtmakta ancak sayfalarında belli başlı baronları asla eleştirmemekte, tersine parlatmaktadır.

Gazete, sözünü ettiğim işadamlarını daima darbe süreçlerinin ve girişimlerinin dışında tutmaktadır.

EMEKLİ PAŞALAR VE KOÇ HOLDİNG

Paşaların da patronları vardır, dedim…

Bu gerçeği gördüğünüzde, emekli paşaların neden çoğunlukla Koç Grubu’nu tercih ettiklerini anlamanız zor değildir.

Emekli orgeneral Vural Beyazıt Migros’ta yönetim kurulu üyesi idi.

Harp Akademileri eski komutanı olan emekli korgeneral Kemal Yavuz, bir dönem Maret’te yönetim kurulu üyeleri arasında idi.

28 Şubat’ın önde gelen komutanlarından Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Güven Erkaya vefat ettiği tarihe kadar Koç Üniversitesi mütevelli heyeti üyeliği yapmıştı.

Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, altı yıl önce savcılıktan aldığı özel izinle o dönemde Tekirdağ’ın Saray ilçesinde tutuklu bulunan Deniz Kuvvetleri eski komutanı İlhami Erdil’i ziyaret etmişti.

Erdil, ‘haksız mal edinmek’ suçundan hakkında kesinleşen iki buçuk yıllık cezasını çekmekteydi.

Yolsuzluğa karıştığı için rütbeleri sökülen İlhami Erdil de Koç Holding bünyesinde faaliyet gösteren bir şirkette yönetim kurulu üyesi olarak yer almış isimlerdendir.

Yine eski Deniz Kuvvetleri Komutanlarından emekli Oramiral Orhan Karabulut, Aydın Doğan’ın yakın arkadaşı olarak Doğan Holding yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştur.

Emekli Orgeneral Sabri Deliç ise İshak Alaton'un sahibi olduğu Profilo Holding'in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı idi.

Devam eden Balyoz ve Ergenekon davalarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı mensuplarının önde gelmesi dikkat çekmektedir.

DERİN AĞABEY İNAN KIRAÇ

1979’daki Abdi İpekçi Suikastı sonrasında Ercüment Karacan apar topar Milliyet’i elinden çıkarmış…

O dönemde piyasada adı sanı bilinmeyen Aydın Doğan gazetenin yeni sahibi olmuştu.

Aydın Doğan’ın yakın dostu İnan Kıraç’tı.

Aydın Doğan, Vehbi Koç’un damadı İnan Kıraç’ın desteği ile yani Koç Grubu’nun arka çıkmasıyla Milliyet’in patronluğunu elde etmiştir.

İnan Kıraç, Aydın Doğan, Bedrettin Dalan ve Bülent Ulusu’yu yıllar boyunca aynı kadrajda görmek mümkündür.

Kıraç için, aynı zamanda ‘Derin Galatasaray’dır, diyebiliriz.

2011 yılının Ocak ayında Türk Telekom Arena Stadı’nın açılışında Tayyip Erdoğan’ı yuhalattıran da, kulübün o dönemdeki başkanı Adnan Polat’ın koltuğunu kaybetmesi sürecini o geceki olayla birlikte başlatan da işte bu ‘Derin Galatasaray’dır.

Ünal Aysal’ı Galatasaray Başkanı yapan İnan Kıraç’tır.

Aysal, 1970-1972 arasında Koç Holding bünyesindeki Ram dış ticaret şirketinde ihracat koordinatörü olarak görev yapmıştı.

Koç Ailesi’nin mutemet adamıdır.

Aynı zamanda MİT eski Müsteşarı Şenkal Atasagun’un çok yakın arkadaşıdır.
Atasagun, Süleyman Demirel’in yakın akrabasıdır.

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nin 12 Ekim 2010’daki akademik yıl açılış töreninde İnan Kıraç, Süleyman Demirel ve Kemal Kılıçdaroğlu üçlüsünün buluştuklarını sizlere hatırlatmak isterim.

Üniversite senatosu tarafından kendisine fahri doktora verilen İnan Kıraç gözyaşlarına hâkim olamamıştı.

İnan Kıraç’ın, Cüneyt Arcayürek’e 2011 Genel Seçimleri öncesinde “Güvenilir kaynaklardan bilgi aldım. CHP birinci parti olacak” dediğini, Arcayürek Cumhuriyet’teki köşesinde yazmıştı.

Seçim sonuçları İnan Kıraç’ı mahcup ederken, bu sözlerinin kehanet değil de aslında bir temenniyi yansıttığı o günlerde dile getirilmişti.

2011 Genel Seçimi’nde AK Parti’nin yüzde 50 oy alması en başta yaşlı kurtları yani baronları çok üzmüş, Doğan Medyası’nı da çok güç bir durumda bırakmıştı.

“İTİRAFÇI” AYDIN DOĞAN!

Doğan Holding yönetimini kızlarına devreden ve Onursal Başkan sıfatını alan Aydın Doğan, geçtiğimiz günlerde Doğan Grubu Yayın İlkeleri’nin uygulanmasını denetlemek üzere yapılan toplantıda konuştu ve son 10 yılın değerlendirmesi babında “itiraf” denilebilecek sözler sarf etti.
Aydın Doğan’ın dikkat çekici cümleleri şunlardı:

“Biz bağımsız ve tarafsız yayıncılık derken, kimileri bunu militan gazetecilik için bir vize olarak gördü. Bazı medya mensupları kendilerini kurumlarının üzerinde adeta bir hükmü şahsiyet olarak algılamaya başladı…”

Bu vesile ile Aydın Doğan’a “Bu bir itiraf değil midir?” diye sormak istiyorum.
Hukukta en büyük belge itiraftır.

Her itirafın yasal ve ahlaki sorumluluğu vardır.

Aydın Bey, bu itirafının hesabını nasıl vermeyi düşünüyor, acaba?

Aydın Doğan’ın yetiştirdiği, beslediği o “militanlar” yazdıkları yazılarla, attıkları manşetlerle muhtıralara, darbe hazırlıklarına, cuntalara çanak tuttular.

Yuvalar yıktılar.

İnsanların hayatlarını mahvettiler.

Köşeleri döndüler.

Boğaz manzaraları villaların sahibi oldular.

Fatih Çekirge’nin Doğan Grubu’ndan Uzan Grubu’na transfer olurken beş milyon dolar aldığını hepimiz biliyoruz.

Çekirge, Cem Uzan’ın Star’ında Doğan Grubu’na yaylım ateşi açmış bir gazeteci olarak, Uzan’lar battıktan sonra nasıl olmuş da yeniden Hürriyet Gazetesine dönebilmiştir?
Günümüzde Hürriyet’in hem yazarı hem yönetiminde etkin bir isim, üstelik Ertuğrul Özkök’ün de damadıdır.
***
Emin Çölaşan’a açıktan 300-500 bin dolar gibi paralar verdiğini bizzat Aydın Doğan söylemiştir.
“Çölaşan’ı köşesini mevzi haline getirdiği için kendisinin kovduğunu” ifade eden Aydın Bey, hangi zorlayıcı sebeplerden dolayı maaş veya primler dışında yüklü miktarlarda paraları eski yazarı Emin Çölaşan’a vermiştir?
Fatih Çekirge de Emin Çölaşan da, Aydın Doğan’ın eseridir!
Bütün bunlar nasıl ilişkilerdir?
AYDIN BEY’İN “ŞANTAJCI MİLİTANLARI”
Aydın Doğan, şimdi ilkeli yayıncılık diye tutturmuş ama onun geçmiş karnesindeki notları kırık…
Hem de çok kırığı var…
Vakit gazetesini ‘susturmak’ için eski para ile 1 trilyon 355 milyar lira tazminat davası açan Aydın Bey’di.
Aydın Doğan, 2008 yılında “Başbakan Erdoğan benim sicil amirim değildir. Hilton olayını şantaj gibi kullanıyor” diye konuşuyordu.
Peki, 28 Şubat sürecinde Refahyol hükümetinin bazı bakanlarına ve kimi DYP milletvekillerine “istifa” etmelerini sağlamak amacıyla şantaj yapanlar Doğan Medyası’nın yöneticileri değil miydi?
Vatan Gazetesi Yazarı Can Ataklı, dönemin Turizm Bakanı Bahattin Yücel’e Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök tarafından şantaj yapıldığını ve bunun üzerine o süreçte Yücel’in istifa ettiğini (2012 Şubat’ının son günü) CNN Türk’te katıldığı bir programda söyleyince ortalık karışmıştı.
Bahattin Yücel, zor durumda kalmış ve geri adım atmıştı.
Ne var ki, o dönemi benim gibi yakından bilenler kül yutmuyordu.
28 Şubat döneminde Tansu Çiller’in Başdanışmanı olan Hüseyin Kocabıyık da Doğan Medyası’nın meşhur bazı yazarlarının Çiller’in doktorundan eski başbakanın (muayenesinden elde edilen) çıplak fotoğraflarını çaldıklarını ve o fotoğrafların Çiller üzerinde tehdit unsuru olarak kullanılmak istendiğini, geçtiğimiz yılki bir röportajda açıklamıştı.
Bu örneklerden sonra, “Şantajcılık, Aydın Doğan’ın ‘militanlarının’ önde gelen vasıfları arasında değil miydi?” diye sormak istiyorum.
Doğan Medyası’nda sansürcülük de sistematiktir.
Bunun en ileri örneklerini Emin Çölaşan’ın 2007 yılında Hürriyet’ten gönderilmesi sürecinde gözlemiştik.
O ‘kavga’ esnasında Çölaşan, yazılarının Ertuğrul Özkök tarafından nasıl sansür edildiğini örneklerle anlatmıştı.
Hürriyet’teki sansür olayı, Çölaşan gibi isimlerle sınırlı kalmamıştı.
Basın meslek ilkelerini ihlal etmek, Doğan Medyası’nın neredeyse hayat tarzı gibidir.
Bütün bu anlattığım medya günahlarının, bugüne kadar hesabını vermemiş olan Aydın Doğan’ın şimdilerde sureta haktan görünerek meslek ilkelerinden bahsetmesi, bu konuda ne kadar titiz olduğunu söylemesi hiç de inandırıcı değildir.

AYDIN DOĞAN-MESUT YILMAZ İŞBİRLİĞİ

18 Haziran 2002’de Pamukbank’a el konulmasından önce dönemin BDDK yetkililerinin durumu gün be gün Mesut Yılmaz’a ve Aydın Doğan’a rapor ettikleri, Ergenekon iddianamesinin delilleri arasında yer almıştır.

2008 yılının Ağustos ayında medyaya yansıyan belgeler sayesinde, dönemin BDDK Başkan Yardımcısı’nın Çukurova Grubu’nun sahibi Mehmet Emin Karamehmet’e ait Pamukbank’a el koyma sürecinde Doğan Grubu ile paslaştığı ortaya çıkmıştır.

Kaynak: http://www.analitikbakis.com/NewsDetail.aspx?id=58753&name=Kurtlar-Medyasi:-Pasalarin-Patronlari

Cezaevinden çıkan bir “Paşa” ilk nereye gider?
Selcan TAŞÇI
11 Ekim 2013
selcantasci@gmail.com



Hiç uzun uzun yazmaya, çizmeye, dil dökmeye lüzum yok. Bazen bir tek fotoğraf karesi özetlemeye yeter anlatmak istediğiniz her bir şeyi.
Çoğunuzun “Yörük Ali Paşa” namıyla tanıdığı Balyoz Davası sanığı emekli Tuğgeneral Ali Aydın, Yargıtay’ın hakkındaki beraat kararıyla tahliye olduktan, 32 ay tutuklu kaldığı Silivri Cezaevi’nden çıktıktan sonra nereye gitmiş olabilir sizce?
a-Elbette evine.
b-Adanalı bir Yörük çocuğu olarak ete zaafı malum; kesin kebap yemeye.
c-Türkiye’nin dört bir yanından kendisini karşılamaya gelen eşi dostuyla sohbete.
d-Hiçbiri.
Cevap veriyorum:
Hiçbiri!
Yörük Ali Paşa, Silivri’den çıktı ailesiyle birlikte dosdoğru Eyüp’e gitti.
Peki, “trafik saati, geç oldu, dinlen yarın gidersin” lere kulak asmadan koştur koştur yapılan bu ziyaretin sebebi neydi?
a-Piyer Loti’de çay içmeyi özlemişti.
b-Canı Haliç’e karşı balık-ekmek çekti.
c-Kestane kebap, horoz şekeri, macun tezgahlarıyla bezeli dar sokaklarda dolaşıp nostalji turu yapmak istedi.
d-Hiçbiri.
Cevap veriyorum:
Hiçbiri!
Yörük Ali Paşa Eyüp’e, Eyüp Sultan’da namaz kılmak için gitti!
İşte size “Cuma namazında Cami bombalayacak olan ‘dinsiz’, ‘kitapsız’, ‘imansız’, ‘Allahsız’” askerlerden sadece biri!
İçiniz “cız” etti mi şimdi?
Bu da son sorum:
Atı alan “Peygamber Ocağı”nı talan ettikten sonra neye yarar peki?

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=28423
_________________
Bir varmış bir yokmuş...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et AIM Adresi
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    EntellektuelForum Forum Ana Sayfa -> ASKERÎ DÜŞÜNCELER Tüm zamanlar GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © phpBB Group. Hosted by phpBB.BizHat.com


Start Your Own Video Sharing Site

Free Web Hosting | Free Forum Hosting | FlashWebHost.com | Image Hosting | Photo Gallery | FreeMarriage.com

Powered by PhpBBweb.com, setup your forum now!
For Support, visit Forums.BizHat.com